9 Mart 2013 Cumartesi

bir dizi hikaye - [denge | bölüm-1]

Denge

bölüm 1

Taksiden inip apartmana doğru yürüdüm.. Dış kap genellikle açık olur, yine açıktı, merdivenlere yaklaşırken biraz başım döndü. Duvara yaslanarak çıkabildim üçüncü kata kadar..Anahtarı kapıdaki deliğe sokmakta biraz zorlansamda uzun sürmedi kapıyı açmak.. Tuvalete gidecek halim yoktu, salona kadar zor yürüdüm, ikili koltuk görüş alanıma girdiği anda hedefe kilitlendim ve kendimi koltuğa bırakıp öylece sızdım..

***

Karşımda oturan genç kadın "bacaklarıma bakmayı bırak artık, birazda yüzüme bak" diye sitem etti ve ekledi "söylesene hallettin mi şu taksiciyi"

Kadının bacaklarından gözlerimi alamadım, çiçekli kısa eteği bacak bacak üstüne atınca iyice sıyrılmıştı.. "evet" dedim "hallettim"..

"Aynı baban gibisin" dedi genç kadın.. Yüzüne ilk defa bakmıştım ama sanki tanıdığım biriydi.. "konuşman, yürüyüşün, bakışların tıpkı baban gi.." diyecek oldu, kestim sözünü "hayır" dedim "bana ondan bahsetme, asla babam gibi biri değilim.. olmadım olmayacağım da.." durup dururken, babam nereden çıkmıştı şimdi.. "lanet olsun, defol git buradan, babamdan bahsedeceksen eğer siktir git.." Birkaç saniye için başımı ellerim arasına alıp gözlerimi yumdum.. "git" dedim bir kere daha sessizce.. Gözlerimi açtığımda orada değildi..

***

Uyandığımda saate baktım, bire çeyrek vardı.. "Günaydın Tarık ağbi" dedi bir ses.. Önce o kadın sandım hemen sonra anladım, sesin sahibi Müge idi.. "yine koltukta uyumuşsun.. Seni gerçekten anlayamıyorum ağbi, içeride kocaman ve yumuşacık yatağın var, yine de burada uyuyorsun.. Hemde neredeyse her gün."

Müge, Meltem hanımın kızıydı.. Meltem hanım da bu binanın giriş katında oturuyordu kızı Müge ve küçük oğlu Onur ile birlikte.. Hergün uğrardı bana, ortalığı toparlar, ütülenecek birşeyler varsa ütüler ve bazen yemek yapardı, o kadar söylemiştim ona yemek yapmana gerek yok ben hallederim diye ama kıyamazdı bana, evladı gibi sevmişti beni.. Meltem hanım başka evlere de gidiyordu temizlik için, öyle olunca Müge'yi gönderiyordu benim eve.. Hem bana güvendiği için hem de yapacak fazla iş olmadığı için Müge de itiraz etmiyordu annesinin bu isteğine..

Müge, oldukça güzel bir kızdı, annesinin aksine uzun boylu ve kıvırcık saçlıydı.. Kendi isteği ile üniversiteye gitmediğini söylüyor, inanıyorum, çünkü istese başarabilirdi.. ayrıca çok güzel fotoğraf çekiyor.. Bu hızla giderse yakında ilk sergisi açabilir.. Övünmek gibi olmasın ama ona bildiği herşeyi ben öğrettim.. Birgün toz alırken fotoğraf makinelerimi görmüş, neden üç tane makine olduğunu sordu.. "Onu başka bir zaman anlatırım" dedim.. "Sen sever misin fotoğraf çekmeyi" diye ekledim.. Gözlerinin parıldadığını gördüm.. "Bilmem ki, hiç denemedim" dedi.. İstediği zaman benim makinemi kullanabileceğini söyledim, hatta isterse bu işin inceliklerini ve karanlık oda olayını da gösterebileceğimi söyledim.. Çok sevindi, kabul etti.. Bu söylediklerimin üstünden neredeyse bir yıl geçti..

Bu güne kadar oldukça güzel fotoğraflar çekti, önümüzdeki ay doğum günü olduğunu öğrendim annesinden.. Bir sürpriz yapıp fotoğraf makinesi hediye etmeyi düşünüyorum ona.. Bu arada iyi arkadaş olmuştuk Müge ile, bazı akşamlar annesine "Tarık ağbiye çektiğim fotoğrafları gösterip geliyorum" deyip, bana gelirdi, birer bira açıp sohbet ederdik birkaç saat.. Kardeşi Onur sokakta top oynamaktan başka birşey istemiyordu, evet hâlâ böyle çocuklar varmış.. onu neredeyse hiç görmüyordum.. Havanın bulutlu olduğu bazı günler gelir, PlayStation'da futbol maçı yapardık o kadar..

Müge ne zaman geldiyse üzerime bir örtü örtmüştü.. kendisi de bilgisayarın başına geçmiş yeni fotoğrafları internete yüklüyordu.. "bu koltuğu da denemelisin" dedim.. "oldukça rahat.." gülüştük.. Gidip duşa girdim, çıktığımda mükemmel bir kahvaltı softası bekliyordu beni.. Oturup beraber yedik, bir fotoğraf yarışmasından bahsetti, kesinlikle katılması gerektiğini ve elimden gelen yardımı yapacağımı söyledim..

***

önceki gün

Dokuz günlük araştırma ve takiplerimin sonuna yaklaşmıştım artık.. Hüseyin'in hergün geçtiği caddede beklemeye başladım.. Yarım saat kadar sonra Hüseyin'in kullandığı taksi göründü.. Durdurup Eryaman'a doğru gideceğimizi söyledim.. Mesafenin uzaklığı onu fazlasıyla memnun etmişti.. Kaba bir hesapla en az 70-80 lira tutardı oralar.. Susuz göle yaklaşınca telefonla konuşuyormuş gibi yaptım.. Sahte arama özelliği sayesinde önceden kaydettiğim sesimle konuşuyordum aslında.. Sonra, Susuz köye doğru devam etmemiz gerektiğini söyledim Hüseyin'e.. Paranın kokusunu alan Hüseyin "tabi abim, emrin olur" dedi, ama sohbet açma girişimleri karşılıksız kaldı..

Fatih Sultan Mehmet bulvarı üstünden Susuz Köyü'ne doğru ilerlerken midem bulanmış numarası yapıp aracı kenara çekmesini sağladım.. Durunca silahımı çıkarıp başına dayadım ve sağ taraftaki tarlaya doğru sürmesini söyledim.. yüz metre kadar içeri girdikten sonra durduk.. "Kim olduğunu biliyorum" dedim.. "Nasıl aşağılık bir adam olduğunu biliyorum.. Seni tanıyorum" terslenecek gibi oldu, Sürgüyü çekip silahın ağzına fişek girmesini sağladım.. "Lütfen ağbi, ben sana ne yaptım, kıyma canıma" diye yalvarmaya başladı.. "İşe yeni çıkmıştım fazla param da yok ama al hepsi senin olsun ağbi gözünü seveyim indir şu silahı" ara vermeden bir çırpıda sıraladı bütün lafları..

"Sen altıncı olacaksıın" dedim.. "Ayrıca senin paranı istemiyorum, karına ve çocuğuna yaptıklarının cezasını çekmeni istiyorum" dedim.. Bakakaldı, şaşırmıştı.. Beni sıradan bir hırsız sanmıştı, oysa iş bildiği gibi değildi.. "Sen zaten yaptıklarını biliyorsun, şimdi hepsini sana tekrar anlatarak boşa nefes tüketmek niyetinde değilim.." Yalvarmaya devam etti.. "Sus" dedim bağırarak.. "Öleceksin ve eğer inançlı biriysen tanrına dua et, bekliyorum.."

Biraz zaman tanıdım ona, elini kapı koluna doğru götürdüğünü fark edince çektim tetiği.. Başı, kapının camına çarptı.. Araçtan inip etrafa baktım, görünürde kimse yoktu.. Zaten olsa da çok önemli değil, yüzümde plastik makyaj vardı ve 'gerçek ben'e hiç benzemiyordum o anda.. Cebimdeki mektubu çıkarıp koltuğa bıraktım ve Susuz gölün önüne kadar yürüdüm.. Otobüse binip uzaklaştım.. Batıkent'e park ettiğim arabamı alıp eve gittim.. Makyajı temizleyip üstümü değiştirdim ve tekrar dışarı çıktım.. Sakarya'da bir meyhaneye attım kendimi..

***

Arabaya, polisler için bıraktığım mektupta şunlar yazıyordu..

Hüseyin Gedik, 46 yaşında.. Dört sene önce 17 yaşında bir kızla evlendi.. Evlendiği günden beri Neslihan isimli genç kadını defalarca dövdü ve zorla ilişkiye girdi.. Neslihan bir yıl içinde hamile kaldı, bu arada dayak yemeye devam etti elbette.. Ayrıca sekiz aydır, kocası Hüseyin tarafından para karşılığı pazarlanan Neslihan, bundan iki ay önce polisten yardım istedi, ikisinde de geri çevrildi.. Polis, yapacak bir şeyin olmadığını söyledi ona..

Neslihan'ın polise gittiğini öğrenen Hüseyin daha sert vurdu, daha çok dövdü, hırsını alamadı küçük bebeğe bile vurdu hiç acımadan.. Bu arada mahalle kıraathanesinde kumar oynayıp büyük paralar kaybetti.. Borcunu ödeyebilmek için Neslihan'ın fiyatını yükseltti, daha fazla müşteri buldu ama yetmedi.. Alacaklı adamın taksilerinden biriyle işe çıkmaya başladı..

Sizin sağlayamadığınız adaleti ve düzeli sağlamak adına öldürdüm onu.. Bir aşağılık öldü iki masum insanın hayatı kurtuldu..

denge +6

***
birinci bölümün sonu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

cevap hakkını kullan, bir şeyler yaz.. "ne yazayım la" diye düşünme "limonlar sarı olur" yaz "balık kraker yiyorum" yaz "üç gündür aynı çorabı giyiyorum" yaz.. hiç olmadı parmağın bir tuşa basılı kalsın mesela "dddddddddddddd" yaz gönder.. sana kimse bu ne biçim yorum demez, diyeni evinden aldırırım :)

etiket

3 Hürel açık seçik aşk bandosu adamlar Agnes Obel Ahmet Aslan Ahmet Kaya akustikhane Ali Atay Asu Maralman Audrey Assad Av Mevsimi Aydilge Aylin Aslım Baran Baran Barış Akarsu bedük Behiye Aksoy Beyza Yazgan bilirkişi bloggerlar çalıyor blogum seslendi Bon Jovi Bruno Mars bubituzak Buket Doran bülent ortaçgil büyük ev ablukada Cahit Berkay Can Bonomo Can Gox Can Karadoğan Cem Karaca Cem Kısmet Cemra Kabaş Cenk Yüksel Ceylan Ertem Chasing Pirates chet faker christina perri Chuck Berry cicibebe Clown Coeur de Pirate Çapıt Deli Gömleği deneme Dengesiz Herifler Deniz Tekin depar Derya Göçmen dilemma dip köşe direc-t doğa için çal Doğa Rutkay Dolunay Obruk dört x dört duman e-dergi Editors Efe Kurttekin eksantrik enişte Elif Çağlar ellie gounding Emel Sayın Emeli Sande Emrah Ensemble Erdal Erzincan Erdem Yener Eva Cassidy EverEve Ezginin Günlüğü fanzin film Flairs florence Flört Flyleaf gaye su akyol gecegece Genç Osman Gökçe gökhan kırdar grizu Gülçin Ergül GYPSY hakan vreskala hakkı bulut halil sezai Haluk Levent Happy Pills hardal hariçten gazelciler hayko cepkin her neyse İlhan İrem imagine dragons İrem Candar ismail tunçbilek Jack White Johnny B. Goode josh kumra kaç canım kalmış Kalben karapaks karga bar Kazım Koyuncu KFKO kırmızı başlıklı kız kısa film kıvılcım ural Korhan futacı ve Kara Orkestra KoyuBeyaz kök Kötü Kedi Şerafettin Kramp Kreş Kukla kurban Lana del rey Lenka Levent Candaş Levent Küey Leyla ile Mecnun Leyla the band Lilja Bloom Lisa Hannigan Los Vazquez Sound lynyrd skynyrd mad season major lazer manga Melanie Fiona melek Melek İrdem Meli Meli Türkyılmaz Melis Danişmend Mert Tünay metric mia mini hikaye Mira Miray Kurtuluş model mor ve ötesi Moral multitap Murat Kemaloğlu Murat'ın günlüğü muse Mümin Sarıkaya Nada Nahit Ulvi Akgün Nazan Öncel Nejat Yavaşoğulları Neslihan neşe karaböcek Nev nihaved mucize nirvana Norah Jones nükleer başlıklı kız OK Go Orhan Gencebay oyun istasyonu ozan doğulu Ozan Özdemir Özge Fışkın Özgür Demir Parov Stelar pentagram pilli bebek pinhani Pixie Lott Priscilla Ahn R.E.M. Redd renk körü Replikas rock sınıfı Ruhi Sarı RussianRed Sara Niemietz Sattas Selen Hünerli Selim Işık Sena Şener sesli post Sezai Paracıkloğlu Sezen Aksu Shakira Sıla SOKO solardip son feci bisiklet Su Soley Şebnem Ferah Şevval Sam şiir şirin soysal şizofrengi Taylor Swift Tedx Reset teoman the agonist The Animals the Beatles The Pierces tnk Tolga Futacı Tomas Nilsson Tuğçe Özkara Tunç Topçuoğlu Türkan Şoray volkan konak Yasemin Mori Yaşar Kurt yeah yeah yeahs Yeni Türkü youtube Yüksek Sadakat yüzyüzeyken konuşuruz ZagaBand zakkum Zeynep Zeynep Casalini