29 Aralık 2012 Cumartesi

bilmiyor.. [şiir]

resim: akreon / deviantart
olmadı.. olmuyor..
bir türlü sığmıyor..
bu çamurlu botlar
neden burada duruyor..

duymadı.. duymuyor..
zaten kimse sormuyor..
çamların kozalakları
bir poşette duruyor..

seviyor.. sevmiyor..
filmi başa sarıyor..
balonlar uçunca
uçan balon oluyor..

görmedi.. görmüyor..
gökyüzü pembe diyor..
mısırlar patlayınca
havalara uçuyor..

sormadı.. sormuyor..
cevabımı bilmiyor..
renkli renkli çiçekler
saksılarda soluyor..

yazmadı.. yazmıyor..
lens almış takmıyor..
kek değil, börek olsa
yanında yatılmıyor..

bilmedi.. bilmiyor..
beni berduş sanıyor..
yerleri yeni silmiş
kimseye bastırmıyor..

26 Aralık 2012 Çarşamba

bir dizi yazı - 86

Öncelikle herkese iyi akşamlar diliyorum..
***
şöyle bir mim olduğu içün sevdiğim paragraflardan birinin fotoğrafını görüyorsun altta.. okuduğumuz kitabın bir paragrafının fotoğrafını çekiyormuşuz.. sonra düşündüm ve bi tane daha fotoğraf koyabilirim dedim kendime, o da biraz aşağıda..
Erken Kaybedenler - Emrah Serbes
***
sana bir iyi bir de kötü haberim var.. Kötü haber yapılan bir araştırmaya göre, bugün seçim olsa akp yaklaşık yüzde elli oy alırmışmuşmişmoş.. iyi haber ise klavyemin arasındaki çeşitli yiyecek kırıntıları ve toz birikintisi bile bu araştırmadan daha gerçek.. Şöyle ki sevgili dostum, bundan birkaç yazı öncesinde bahsetmiştim, eve telefon edip "anket var katılır mısınız" diye rahatsız edildim.. ve telefon ile anket yapan bir şirkete, her aklı başında insan gibi bende güvenmiyorum..

Bir kere beni arayan kadının söylediklerini anlamak için fil kadar kulaklara ihtiyaç vardı.. kelimeler ağzından mı çıkıyor burun deliklerinden mi belli değildi.. sonra verdiğim cevapların doğru işaretlendiği ne malum.. ve en önemlisi bu soruları hangi insanlara sordunuz.. mesela gidip de kömür pirinç verilen, kandırılan, kullanılan insanlara sorduysanız ya da iktidara karşı yanlış bişey söylemekten korkan yalakalara filan sorduysanız yüzde elli az bile en kötü yüzde doksan olmalıydı.. yani diyeceğim odur ki hiçbir şey göründüğü gibi değil..

20 Aralık 2012 Perşembe

bir dizi yazı - 85

evet sayın seyirciler..
***
eskiden mahalleden adam toplamak diye bir olay vardı.. artık herkes feyste takıldığı için o olayda bitti galiba.. geleneklerimiz, anneannelerimiz filan hep bitiyor ya hoff.. çok üzülüyorum..
***
İsmail YK'den "beni upload et" "followun oldum" "sürükle bırak" veya "tivitırda kızlar teklif ediyormuş" gibi bir şarkı bekliyordum amma "senin ananın" diye şarkı yapmış adam.. İsmail çok bozdu.. Şapur şupur İsmail'i geri istiyorus..
***
Çeyrek asırlık ömrümde en çok şaşırdığım şeyi düşündüm.. Bişey bulamadım.. Bu da demek ki, beni şaşırtamazsın sevgili günlük.. Patlıcanlar közlendiyse hadi getir artık..
***
Hürriyet komterenin haberlere verdiği başlıkların hepsi çıkan bir yangınla kül olsun lütfen.. Böyle habercilik mi olur lan.. Başlık başka haber başka.. Sırf okunsun diye ilgi çekici başlık koyulmaz ki ağbi, adam gibi haber yapın la..
***
unutma kardeş, çok kolay görünen aslında en zorudur..
***
Hepimiz, ortaokulda lisede bize "takan" örtmenin arabasının egzozuna patates tıkmayı düşünmedik mi.. Bence düşündük hatta bir tane değil ben şahsen üç farklı okuldaki beş farklı örtmenin arabasının egzozu hakkında güzel planlar yapmıştım.. ama o son gün geldiğinde herşeyi unutuyor insan.. ulan iyi ki bitti de kurtulduk diyor.. kim diyor gizli özne, üçüncü tekil şahıs..
***

13 Aralık 2012 Perşembe

bir dizi yazı - 84

Merhaba, loş ışık sever insan, merhaba pamukta fasulye filizlendirmiş dostum, merhaba eve girer girmez pijamalarını giyen insan ve merhaba soğuktan sıcağa girince gözlükleri buharlaşan yoldaş..
***
Barınç. bir kelime olarak "vajina" dan utandığını açıklamış.. tam olarak öyle değil aslında ama anlatması uzun sürer şimdi merak eden için haber şurada.. 50-60 yaşında adam ama ergenlikten çıkamadıysa demek.. kaldı ki aklı başında hiçbir insan vajınadan utanmamalı.. tecavüz desen mesela bu kadar utanmaz.. utanmanın ne demek olduğunu bilmiyorsa demek ki..
***
Üç aydır sakal uzatıyorum hiç kesmedim, düzeltmedim de.. kesmeyi de düşünmüyorum.. Kafa kel sayılır 1 numara makina ile düzenli kesilmektedir.. Tipim böyle, herhangi bir dönem dizisi veya kötü adam rolü için teklif bekliyorum, mafya filan da olur.. öyle güzel bi iş arıyorum işte.. teşekkürler..
***
Özcan Denizi de hiç sevmem, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama yok ağbi ondan arkadaş bile olmaz.. Onunla ilgili tek iyi anım, bi tane şarkısında "rakı roka, rakı rokka, rakı burda, nerde roka" gibi bir bölüm vardı.. işte o.. zaten onu da başkası söylüyordu..
***
Okan Bayülgen bir şeyler anlatıyor.. makinakafa.com
***
Ben bi ara gonuşmalı radyo programı gibi bişey yapıcam demiştim.. onu unuttum sanma sakın, elbet yapacağız ama şartlar henüz olgunlaşmadı, sayın insan.. Yaptığımız şey harbiden iyi olsun istiyoruz, ondandır bu gecikmeler.. yeni yılda herşey daha güzel olacak..
***
İzlemelik film önerileri.. "Memento" "The Blues Brothers" "Paycheck" "Yeraltı" "Devrim arabaları" "Zenne Dancer" "Vantage Point" "Awake"
***

7 Aralık 2012 Cuma

bir dizi yazı - 83

Merhaba..
***
Bloggerlar çalıyor! etkinliğine katılın.. bişeyler çalalım..
***
birçok insanın telefonu açtığında kullandığı "alo" kelimesi aslında "hello" dur veya "hallo" söylene söylene alo olmuş.. alo çok saçma arkadaş.. biriyle karşılaşınca merhaba dersin.. dolayısıyla telefonda da merhaba demen gerekir.. Tamam mı evladım bundan sonra alo demek yok.. bi de sevgilisinin adı filan diye hikaye uydurmuşlar yok yarasa kanadı..
***
bi keresinde şey olmuştu, bi kız gördüm etsiz bacaklı ve mini etek giymişti.. hem uzun bacaklı olup hem de aşırı zayıf insanın kısa etek giymesi neden acaba..
***
ben küçükken, bağzı örtmenler kapıyı çalmadan sınıfa girenleri azarlayarak dışarı gönderir, kapıyı çalıp yeniden girmesini isterlerdi.. bu vahim olay bi kere benim de başıma geldi dostum.. şöyle ki, kat nöbetçisiyim ve dördüncü ders filan.. Müdür yardımcısı "şu sınıfa git şu kağıdı öğretmene imzalat getir" dedi.. sıınıfta sınıf değil bildiğin ahır.. yaklaştıkça gürültü artıyor.. "lan" dedim kendi kendime, "öğretmen yok galiba, bu ne gürültü.." neyse.. kapıya tam dört kere vurdum ama gürültüden kimse duymamış.. içeri bi girdim bi adam bana baktı ve "çık dışarı kapıyı çal öyle gel" dedi.. "la koduğum, o kulaklarının ikisine birden kulağakaçan böceği girsin de, içine yumurtalarını bıraksın emi" diyemedim tabi.. sol kaşımı hafif kaldırıp "kapıyı çaldım zaten" dedim.. hemen kapının yanındaki kız da "kapıyı çaldı örtmenim, ben duydum" dedi ama koduğumun öğretmeni "ben duymadım çık yeniden gir" dedi.. İçimden bildiğim bütün küfürleri ederek çıktım dışarı, kapıyı yumrukladım, davul gibi ses çıktı, girdim içeri, şempanzenin muza baktığı gibi bakıyo bana.. "ne var" dedi küstah herif.. "bilmemne hoca gönderdi, imzalayacakmışsınız" dedim.. Bu arada, hani sınıfta öğretmen olmaz da belli bi uğultu, bi gürültü olur ya, onun iki katı kadar gürültü var sınıfta.. Adam kağıdı okudu okudu, "tamam ben götürürüm, gidebilirsin" dedi.. arkama bakmadan çektim kapıyı çıktım.. göt herif.. sınıfın haline bi bak, gelmiş bana görgü kuralı öğretmeye çalışıyor, beni küçük düşürüyor sınıfın önünde..
***

4 Aralık 2012 Salı

bir dizi yazı - 82

durdurun asansörü, inecek var..
***
insanlar üzümün çöpü hakkında o kadar çok tartışıyorlar ki, üzümün güzelliğinden haberleri yok.. Bre mahluk sen çöpünü mü yiyeceksin üzümü mü?
***
Davulcu Muhabbetleri diye bi belgesel çıktı.. Bakmakta fayda far.. Ücretsiz..
***
Daha önce "eee burası Türkiye" kalıbından nefret ettiğimi söylemiştim, bir benzeri de "Böylesi ancak Türkiye'de olur" Arkadaş sen kendini neden böyle aşağılıyorsun anlayamıyorum.. kaç tane ülke gördün ki böylesi sadece Türkiye'de olur diyebiliyorsun.. Bir şey yazarken azıcık düşünün la..
***
birkaç gün önce, sesi hiç güzel olmayan ve aşırı hızlı konuşan bir kadın telefon etti, bilmemne araştırma şeysi için bir anket yapabilir miyiz dedi.. yapalım dedim.. -telefonla anket mi olurmuş acaba- iktidar partisine güveniyor musunuz, muhalefete güveniyor musunuz, yok efendim tutumlarını doğru buluyor musunuz, en beğendiğiniz siyasetçi kim, filan falan.. yok dedim hepsine, kimseye güvenmiyorum, hiç birini beğenmiyorum.. dedim demesine ama sonuçta telefondayız.. ben nereden bileyim benim verdiğim cevapları işaretlediğini.. Yarın bir gün çıkıp "yaptığımız araştırmaya göre halkımız tayyip'e şu kadar çok güveniyor" diye haber çıkarsa şimdiden söylüyorum sakın inanma dostum.. Sağlıklı bir anket değil bu.."
***

28 Kasım 2012 Çarşamba

bir dizi yazı - 81

Ey okuyan, kızılcıklar oldu mu selelere doldu mu.. ve en çok renkli çoraplarının olup olmadığını merak ediyorum ben.. Mesela yeşil, pembe, sarı, mor gibi çorap giydin mi hiç.. acayip merak ediyorum bunu..
***
Kaşlarımın arası gelmiş.. cımbızı uzatır mısın sevgilim..
***
Asansörde aşk başkadır..
***
renkli pantolonlar ne garip.. Erkek insanı giyince daha da garip.. Bi de dar paça, oyh.. renkli pantolona karşı değilim ama saçma sapan renklerde olmasına karşıyım.. kim buldu lan o ishal sarısını ve acayip bi mavi renkte pantolon üretme fikrini..
***
hangisi döver.. "mesajlaşırken sırıtanlar kulübü" "mesajlaştıktan sonra yazdığını 10 kere okuyanlar kulübü"
***
kulak memesi.. göz bebeği.. at toynağı.. kış bahçesi.. bıçak sırtı.. göğüs kafesi.. karnabahar.. farklı olanı bulunuz..
***

19 Kasım 2012 Pazartesi

bir dizi yazı - 80

Annesi, küçükken çekiştire çekiştire kazak çıkarmaya çalıştığı içün kulakları yanan eski bücürükler ve  18 yaşından büyük olduğu halde kendi kararlarını veremeyen insanlar, merhaba.. -vay canına dostum, çok büyük bir kitleye seslendim--
***
evet, küçükken çoğumuzun kulakları takılmıştır kazaklara, kazaklar kafadan çıkarken sanki çıkmak istemiyormuş gibi kulaklara tutunur.. Kulaklar belli bir noktaya kadar dayanır ve bu sırada kızarırlar, yanarlar.. Hatta nefes almak zorlaştığı için bu durum klostrofobi başlangıcı yaratabilir.. Harbiden doğru, klostrofobisi olanların çocukluğunda bu olaya maruz kalıp kalmadıkları araştırılsın.. Bu konu üstüne tezler hazırlansın.. bu arada cümleye "evet" ile başlamayı da hiç sevmem..
***
"Devletimiz bizi en iyi şekilde koruyor" deeermişim.. 18 yaşından önce evlendirilen "çocuk gelin" sayısı 181.000'i geçmiş.. Devletin kafaya göre bu garip değil de, 24 yaşından önce içki içmek garip, içkili konsere gitmek yasak.. sayın devlet, kendine sağlam bi tokat at.. bi silkelen, bi titre, akıllı ol adam ol..
***
Otisabi'nin dizisi olacağıdı, ne oldu ona..
***
Pazartesiyle herhangi bir alıp veremediğim yok, sıradan bir gün işte.. Sıkıntıya girenleri anlamıyorum.. Bir de her hafta tivitırda aynı şeyi yazanlar var, onları hiç anlamıyorum, bi de onu retivit yapanlar var ki onları zaten anlamak bile istemiyorum.. her erken uyandığında "off keşge erken kalkmak olmasa" veya her pazartesi günü "hoff yine geldi pazartesi" diye tivitler göndermek.. Bu muhabbetler beni geriyor ağbi.. Boş konuşmak da değil bu bildiğin gevezelik.. yazılı gevezelik..
***

14 Kasım 2012 Çarşamba

bir dizi yazı - 79

Sen çok çakalsın, yemin ediyom çakalın dibisin..
***
Ben evimin penceresinden bir "erotik shop" tükanının tabelasını görsem, onlarca hayal kurarım acaba şu anda dükkanda nasıl biri var, ne alıyor, fantazi için mi gelmiş ihtiyaç için mi, macera mı arıyor, meraktan mı gelmiş, onlarca senaryo geçer kafamdan.. Ama bu tabelada neden "erotik" yazıyor diye hiç düşünmem.. Bundan rahatsız olmam, olana da şaşarım.. (haberi okumak için buraya - cumhuriyet.com.tr)
***
Aşkın ızdırabını... gecesi pek bi güzeldi, fizy den canlı ve çok kaliteli bir şekilde seyrettim.. Üstüne bi de hediye kazandım vay arkadaş.. Kralsın Hayko .)
***
TV programlarındaki gibi porselen bardaklarda su içiyorum, evdeki su bardaklarını üç beş kere anca kullandım.. o su bardakları su içmekten çok keklere poğaçalara un koyma işine yarıyor gibi.. küçük çay bardakları da sıvı yağ için kullanılıyor.. başka bi işlevleri yok..
***
Fazıl Say bazen yanlış kelimeleri kullanıyor olabilir, bunun nedeni kendisine yeterince saygı gösterilmemesi, gereken değerin verilmemesidir.. Arabeski bi kenara bırak bugün binlerce saçma sapan müzik var ortada ve o saçmalıkların arasında güzel müziği bulmak zor oluyor..
***
Arada bir kahve kokusu geliyordu meğersem bıyıklarımda telve kalmış..
***

12 Kasım 2012 Pazartesi

bir dizi yazı - 78

Merhaba otobüs beklerken otobüsün geleceği yöne doğru bakmaktan başka yapacak bir şeyi olmayan insan,  merhaba..
***
Bakıp da görememek işte bütün mesele bu..
***
melodram, blogger magazin isminde bir e-dergi yayınladı.. çok da güzel iyi olmuş.. yapmış olmuş.. tebriks..
***
devlete ait motorlu taşıt sayısıyla dünya rekoruna sahip bir ülkeymişiz.. (kaynak: hürriyet - Şükrü Kızılot) Japonya'da 10 bin, İngiltere'de 12 bin, Almanya'da 11 bin ve Fransa'da 9 bin olan kamu araçları sayısı, Türkiye'de 90 bin adetmiş.. Devletimiz zengin, devletimiz en büyük, devletimiz amin..
***
İdam yasası hakkında bir blog yazısı.. Yusuf Bulut - De bakalım
***
Mecliste yine kavga çıkmış.. Lise bebeleri bile sınıfta laf atışmasından sonra kavga etmezler.. "Çıkışta görüşecez olum" deyip okulun önünde yumruklaşırlar.. Lakin milletvekilleri koskoca adamlar olmalarına karşın, hiç utanmadan mecliste kavga edebilirler.. Ben zannederdim ki insan yaşlandıkça olgunlaşır, beyni daha iyi çalışır, biraz mantıklı olur.. yanıldıysam demek..
***

11 Kasım 2012 Pazar

tremolo -04 | Melek İrdem

Melek İrdem, 1983 yılının kasım ayının sekizinci gününde doğmuş.. 1997 yılında klasik gitarla tanışıp kendi imkanlarıyla çalmayı öğrenmiş.. Sonra bas gitara geçmiş.. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde bir süre eğitim almış..

2010 yılında grubu "kukla" ile birlikte "panik atak" isimli albümlerini çıkardılar.. Kukla'nın diğer üyeleri gitarda Selim Işık ve bateride Sedat Özbek..

Albümde 10 parça var ve şarkılardan en beğendiklerim sırasıyla kaos, panik atak, ben kendimden yoruldum, herşey mümkün, yazgı, şöhret ve kukla..

Kukla dışında "acaipademler" grubunda da bas gitar çalmakta olan Melek, beynindeki bir tümör nedeniyle müziğe bir süre ara vermek zorunda kaldı.. Fakat o zor ve sevimsiz zamanları atlatıp tekrar sahnelere döndü..

10 Kasım 2012 Cumartesi

10 Kasım 2012

Çok kıymetli, bilgili, ileri görüşlü, zeki, ahlaklı ve daha yüzlerce sıfatı şüphesiz hak eden ulu insan Mustafa Kemal'in, sonun başlangıcına yolculuğunun 74. yılı bugün..

Elbette her gün anıyoruz Atatürk'ü.. Her gün ya masamızdaki takvimde, ya saatimizde, ya bilgisayar ekranımızda, ya da duvarda posterini görüp keşke diyoruz içimizden, keşke yüzlerce yıl daha yaşasaydın..

Keşke yaşasaydın da,
ülkesinin insanlarını değil kendi cebindeki parayı düşünen,
milleti kandırıp şahsi menfaatleri için kullanan,
yüzsüz, utanmaz,
kendini altın zannedip aslında sıradan paslı bir tel olan,
halkla alay eden, halkı küçümseyen,
gösteriş peşinde koşan,
halka saygısı ve sevgisi olmayan,
bu adamların ellerine düşmeseydi bu ülke..

Keşke yaşasaydın da,
Yatırımları gökdelenlere, yatlara, zırhlı araçlara, özel uçaklara değil,  teknoloji, bilim, sanat, ulaşım, tarım, hayvancılık, enerji ve sanayiye yapsaydık.. Hemen her alanda örnek alınan bir ülke olsaydık..
Yasaklarımızla değil, icatlarımızla, bilim insanlarımızla, ekonomimizle tanınan bir ülke olsaydık..

Zengin bir iş adamının, şımarık, savurgan ve kendini beğenmiş çocuğu gibi davrandık koskoca ülkeye.. Zamanla kaybettik bir çok değeri.. Şimdilerde her şey daha da kötü.. Bakın Türkiye Cumhuriyetinin günümüz Başbakanı Tayyip bey, kabrinizi ziyaret etmeye bile üşendi.. Çok daha önemli işleri vardır, ne de olsa başbakan değil mi..

Ne kadar mümkün bilmiyorum ama umarım huzur içindesindir.. Rahat uyu diyemiyorum, çünkü bu şu an için mümkün mü bilemiyorum..

Saygı, sevgi ve özlem ile..

6 Kasım 2012 Salı

bir dizi yazı - 77

Yeni bi aşk, yeni bi iş, yine gülecek bi neden lazım.. Yeni bi haber, yeni bi kader, bunlar için bana şans lazım..  kendime yeni bi ben lazım.. -Sertap Erener / Yeni-
***
Sertap Erener, yeni isimli şarkısının klibinde "soft Yıldız Tilbe dansı" yapıyormuş, yeni fark ettim.. Böyle bi yapsam mı yapmasam mı gibi, basitleştirilmiş Yıldız Tılbe dansı gibi..
***
Kendine "aydın" diyen, lakin aydın olmayan adamın acınası yalnızlığı için sizleri on saniye saygı duruşuna davet ediyorum.. Şimdi ben burada birşeyler yazıyorum diye çıkıp "ben yazarım" diyebilir miyim.. veya üç beş şarkı çalıyorum diye kendime müzisyen diyebilir miyim la.. Papucumun aydını.. Tez vakitte kel kalırsın inş..
***
Tarhan Telli isimli insanın ve şirketinin varlığından yeni haberdar olduğum için üzgünüm.. Oysaki yıllardır takip ediyor olmalıydım.. bana sıfır TT'yi tanıyanlara yüs puğan..
***
halk ekmekte sıra bekleyen hafif tombul, saçları dağınık topuzlu, gri eşofmanlı, güzel gülen kız.. ertesi gün ve sonraki gün ve ondan sonraki gün aynı saatte aynı yere gitme sebebidir.. (hatun gelmedi)
***
Yıldız Tilbe saçlarının yarısını kırmızıya boyamış.. Bu kararı dolayısıyla kendisini kutluyorum.. Hiç garip değil ben beğendim valla.. Fakat şey geldi aklıma bi ara diş macunu reklamlarında yumurtanın yarısını ipanayla fırçalıyorlardı orası sert kalıyorudu diğer yarısı yumuşuyorudu.. ayrıca colgeytin tadı daha güzel..

1 Kasım 2012 Perşembe

bir dizi yazı - 76

merhaba kahve köpüğünü höpürdeterek içine çeken insan.. ve merhaba diğerleri..
***
dynamo çok acayip biri.. güzel numaraları var.. sokak sihirbazı..
***
"Ağzı açık tencerede patlayan mısırlar gibiyim" dedi genç adam, bütün gücümle zıplayıp kurtulmaya çalışıyorum bu dört duvar arasından..
***
Uzun uzun yazanların çok hayrını gördük de sanki, millet Yılmaz Özdil' in az yazmasına takmış kafayı.. Birader önemli olan ne kadar uzun yazdığın değil, ne yazdığın..
***
Yeşilay cemiyeti Mardin şube başganı Lütfü bey amca "Üniversiteliler şehrimize ahlaksızlık getirdi" demiş.. "Sarmaş dolaş geziyorlar, parklarda bahçelerde hayasızca sevişiyorlar" falan demiş.. Keşge demeseymiş ama ne yapalım el alemin ağzı market poşeti değil ki bağlayalım..
Bu olay sadece Mardin ile alakalı değil elbette, ülkenin her tarafında var bu gibi kafalardan..
İşte sevgili dostum, daha önce de yazmıştım buralara, ağızdan öpüşmeyi sevişmek zannediyor bu millet.. El ele tutuşanları görünce "terbiyesiz, ahlaksız" diyorlar yahut daha ağır hakaret ediyorlar.. kimin eli kimin götünde merakı bitsin artık arkadaş.. Herkes kendi götünü kollasın.. "ayakta başlayıp yatakta bitiyor" demiş.. velev ki seviştiler sana ne başkasının sevişmesinden be adam..
***

25 Ekim 2012 Perşembe

bir dizi yazı - 75

Buraya bayram mesajı gelecek
***
buraya komikli haber gelecek
***
buraya saçma sapan bi tespit gelecek
***
buraya eski bayramlarla ilgili bişey gelecek
***
buraya şaka la tamam.. abartmayalım artık Atakan, yeter bu kadar..
***
Sevgili Güzin apla, adını çok duydum ama hiçbir yazını okumadım kusura bakma, ben pek okur yazar biri değilim.. insanların dertlerini dinleyip çare olmaya çalışıyormuşsun galiba.. Benim de bir derdim var, artık tutamam içimde.. gitsem nereye kadar, kalsam neye yarar.. Mor ve Ötesi aracılığıyla.. Güzin apla bi kız var, her akşam bizim evin önünden geçerken kesişiyoruz.. Ben aslında her akşam bizim evin önünden geçenleri kesiyorum, bu kız da evin önünden geçtiği için onu da kestim.. Burada kesmek, dikizlemek, gözetlemek, bön bön bakmak anlamında kullanılmıştır.. Lakin kızın yanlış anlamalarına maruz kaldığımı düşünüyorum.. Bu adam her gün beni kesiyor gibi düşündüğünü düşünüyorum.. Halbuki o kız henüz çok ufak, hemide mahallemizin kızıdır, bacımızdır, bu işler bize ters, yanlış anlayıp başımıza iş çıkarmasından korkmaktayımdır.. Annesine söyler o benim anneme söyler iki hafta içinde baş göz ediliriz yeminlen.. Bunun bi hal çaresini bulmak lazımdır.. Bi yol göster bana Güzin apla.. Saygılar..
***

23 Ekim 2012 Salı

bir dizi hikaye - 12 (MG04)

Murat'ın günlüğünün önceki bölümlerine giden yol.. bölüm 1 | bölüm 2 | bölüm 3

Murat'ın Günlüğü | bölüm 4


3 Eylül 2011

Koray'ı ektim dün gece.. Sonra televizyonun karşısında sızmışım.. Rüyamda yaşlı bi teyze vardı, bana kahverengi banyo sabunu verdi, sonra teleferikle uzaklaştı..

4 Eylül 2011

Ezgi, ben öksürmeye başladım.. Hasta olabilirim ama geçer değil mi.. Burnum akar tuvalet kağıdıyla silerim, eczaneden ağrı kesici alırım, ezogelin çorba yaparım kendime.. Sonra geçer değil mi Ezgi..

17 Eylül 2011

Ben kitap yazmaya karar verdim.. Sekiz on gündür onu düşünüyorum daha isim bulamadım ama kafamda bişeyler canlanmaya başladı.. Psikolojik gerilimli fantastik polisiye roman yazacağım..

18 Eylül 2011

Telekinezi diye bişeyler okudum internette.. Beyin gücüyle nesneleri hareket ettirebilirmişiz mesela.. Neden olmasın..

22 Ekim 2012 Pazartesi

bir dizi hikaye - 11 (zeynep 3/3)

Not: Zeynep' in önceki bölümlerinde.. Bölüm 1 - bölüm 2

İstisnasız herkes hata yapar.. önemli olan hatalardan ders almak değil, o eylemin hatalı bir eylem olduğunun farkına varıp, doğru hamleyi yapabilmektir.. Bencil olmak, kendini dünyanın merkezi sanmak yapılan en büyük hatadır..


Zeynep | bölüm 3



Bugün

Kapı çaldı, yemek siparişi vereli daha beş dakika olduğuna göre gelen bir yabancıydı.. Kapıyı açınca eski karısını karşısında gören adam, "bugün beklemiyordum ama geleceğini biliyordum" deyip, kadının içeri girmesi için biraz kenara çekildi..

6 hafta önce

Zeynep'in en yakın arkadaşı Melisa'nın doğum günüydü bugün.. Melisa'nın annesi hemşireydi babasıysa dört sene evvel ölmüştü.. Zeynep'in izin almadan gidebileceği tek yer, annelerinin de iyi arkadaş olmalarından dolayı Melisa'nın eviydi.. Hatta bazen orada kalmasına bile izin veriyordu annesi.. Zeynep akşam için börek yaparken Melisa geldi..

Bugün

Yüksek topuklu mavi ayakkabılarıyla salona doğru yürüyen kadın üç yıl önceki kadar seksiydi.. Üç yıl önce  başka bir adamla New York'a kaçan kadın, giderken küçük bir not bırakmıştı sadece.. "Üzgünüm, son zamanlarda yolunda gitmeyen bir şeyler var. Ne sen eski sensin, ne de ben eski ben. yollarımızı ayırmalıyız bence. hoşçakal"..

3 gün önce

Annesinden Zeynep'in hamile olduğunu öğrenen Melisa, olayı anlatmasını istedi.. En yakın arkadaşın buna hakkı vardır elbette.. Onlar odada konuşurken banyodan çıkan Koray, geçerken hamile lafını duyunca kapıyı dinlemeye başladı.. Kardeşinin hamile olduğunu öğrendiğinde deliye döndü, buharı tüten su ısıtıcısı gibi bir anda sıcak bastı.. Yüzü kızardı ve yatak odasına gidip babasının silahını alırken annesine yakalandı.. "Sen biliyor muydun" diye sordu, mermileri şarjöre sıralarken.. Bağırma sesini duyan kızlar yatak odasına gelince silahı gördüler ve jeton düştü.. İkisi de kaçıp saklandı..

21 Ekim 2012 Pazar

bumerang ödülleri



Bumerang 2012 ödülleri için adaylık ve oylama süreci başlamış.. Ödül kategorilerinin az olması beni üzerken, kazanmak amaçlı değil de dostlar alışverişte görsün kafasıyla adaylık başvurumu yaptım.. En çalışkan blog kategorisine ait değilim ben.. çalışkan değilim bi kere.. en çalışkan hiç olamam..

Şöyle bi 10 - 15 kategori olaydı iyiydi..
Neyse benim için amaç kazanmak değil, bir etkinliğin içinde olmak..
6 kategori var ve bir insanın her kategoriye bir oy gönderme hakkı varmış..
öyle işte haberin olsun diye şey ettim..
oylamaya katılan bazı adaylara başarılar dilerim..

not: Önemli olan katılmaktı..

Bumerang Ödülleri Oy Ver!

20 Ekim 2012 Cumartesi

bir dizi hikaye - 10 (zeynep 2/3)



Not: üç bölümlük hikayenin ikinci bölümünü okumak üzeresin.. birinci bölümü okumadıysan önce onu okumanı tavsiye ederler.. sevgiler..

Zeynep | bölüm 2

10 hafta önce

Tayfun'un cep telefonu - 1 yeni mesaj
-Aşkm bgn bize gelsne <3

Sabah bu mesajla uyanan Tayfun, hemen Zeynep'i aradı.. Zeynep'in abisinin iki günlüğüne Adana'ya gittiğini, annesininde yeni doğum yapan yengesine gittiğini öğrendi.. Biraz tereddütle de olsa Zeynep'in evine gitti..
Zeynep belki sadece dizilerdeki karakterlere özeniyordu, belki de hayatında heyecan arıyordu ama kesin olan şey bugün Tayfun ile sevişmek istemesiydi.. O an geldiğinde annesinin kurallarını çiğnemenin heyecanıyla ilk deneyimini yaşayacak olmanın heyecanını, tüm vücuduyla hissetti..

***

Bugün

Kahvesi biten adam, fincanı mutfağa götürürken pencereden sokak lambasını gördü, hava aydınlık olmasına rağmen lamba yanıyordu.. Fincanı bırakıp salona döndü, bilgisayarın düğmesine bastı ve tuvalete gitti..

***
Fotoğraf: Göktürk Ayan

bir dizi yazı - 74

Günaydın kış bahçem, günaydın guguklu saatimin kuşu, günaydın közlenmiş patlıcanım, günaydın elma dilimli patates kızartmam, günaydın ağızda dağılan kurabiyem..
***
Blogumun 100. postu şerefine herkese benden "sulugöz" sakızı.. hem de 1 değil 2 hiç değil tam üç tane.. (sakızları anlaşmalı bakkallardan alabilirsiniz.. Anlaşmalı bakkallar bizim muhtarın yanındaki bakkal)
***
Aynı anda hem şişman hem zayıf hem uzun saçlı hem kel hem sempatik hem seksi, hem orada hem burada olmak gibi birkaç küçük isteğim var..
***
Kaan Sezyum ve Deniz Alnıtemiz'in porogramı "Sevginin Gücü" geri döndü.. hemde canlı.. Standart.fm de her çarşambanın akşamında saat 10'da..
***
Ali adında bir adam, "altın külçesi" şeklindeki çakmakları gerçek altın sanıp 9000 liraya satın almış.. Yazık ama çok komik değil mi lan.. tanesi beş liradan iki çakmağa tam dokuz bin lira.. bi de "ben kendimi uyanık zannederdim" gibi bişeyler söylemiş.. zaten başımıza ne geldiyse en akıllı, en uyanık benim diyenlerin aptallığı yüzünden geldi diyerek konuyu çok farklı yerlere çekmece..
***

17 Ekim 2012 Çarşamba

bir dizi hikaye - 09 (zeynep 1/3)


Not: Bu hikayedeki kişiler tamamen hayal ürünüdür, oldukça sıradan bir konusu olabilir ve deneme amaçlı yazılmıştır.. Sıkıcı olmasın ve çabuk okunup bitsin diye üç bölüme ayırdım..
Ben kafadan bir 8+ veririm bu yazıya.. Alışık olmadığımız olaylar yok ama yine de bazı şeylerden rahatsız olan insanlar okumasın.. Saygılar..

Zeynep | bölüm 1



10 hafta önce

-Emin misin aşkım?
-ya Tayfun konuşup durma.. Sen istemiyor musun?
-Evet ama.. bilemiyorum, yani, bu şekilde olması pek doğru değil..
-Kardeşimin okuldan gelmesine bir saat kaldı, eğer benimle birlikte olmak istemiyorsan yavaş yavaş toparlan hadi.. hem daha evi süpürcem..
-Tamam aşkım, kızma hemen.. ama son bi kere daha düşün, böyle aceleye gelmiş gibi oldu..

Zeynep, ağır ağır yaklaşıp önce gamzesinden sonra da dudaklarından öptü Tayfun’u.. Tayfun, kendi halinde bir adamdı.. Kuzenleriyle birlikte iddia bayisi işletiyordu ve Zeynep’i gerçekten çok seviyordu.. Ona dokunmak bir yana, yanında olmak bile çok büyük mutluluktu.. Zeynep de onu seviyordu ama Tayfun’un bilmediği bir şey vardı.. Zeynep bugün sadece sevdiği için birlikte olmak istemiyordu, kendince çok iyi nedenleri vardı ve yapılacaklar listesinin ilk sıralarında da seks yer alıyordu..

Orijinal fotoğrafa giden yol için tık..
***

Bugün
Bir gazetenin üçüncü sayfasından

Ankara Sincan’da gerçekleşen olayda dört kişi hayatını kaybetti.. Cinnet geçiren Koray T. annesi Fatma T. kız kardeşi Zeynep T. Ve sevgilisi Tayfun K. ‘yi vurdu.. Hemen ardından kendi beynini dağıttı.. Tayfun K. kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.. Otopsi raporuna göre Zeynep T. nin iki buçuk aylık hamile olduğu öğrenildi.. Baba Mahmut T. ve küçük kızı Sıla T. suskunluklarını korurken, aileden başka kimseye ulaşılamadı.. Olayın namus cinayeti olduğu düşünülüyor..

***

15 Ekim 2012 Pazartesi

bir dizi yazı - 73

Hayatında hiç yıldızları seyretmemiş insan, neden böylesin sen yavrum.. insan hiç mi merak edip bi gece sırt üstü yatmaz da yarım saat filan yıldızlara bakmaz.. çok üzülüyorum sana..
***
Felix ne atladı ama.. yalınız garip olan bir nokta vardı, o kadar prodüksiyon yapıyosunuzda agalar, Felix amcamın kaskının bi köşesine kamera koymuyorsunuz.. O düşerken bizde düşüyormuş gibi olsaydık ekran başında, hee olmaz mıydı.. Neyse oldu bitti düşenle düşülmüyormuş demek ki..
***
bir insanı milyarlarca insanın duası koruyor diye saçma sapan bir söylemde bulunduğun zaman, o insana milyarlarca bedduanın da edildiği gerçeğini göz önüne almalısın.. zira hiç kimse sadece sevilmez.. Dostun çoğaldıkça düşmanın da artar..
kaldı ki bu işler dua ile olsaydı 1500 korumaya gerek kalmazdı..
bu işler dua ile olsaydı, bunca fakir insan fakir olmazdı..
milletin götünde don yok, kuru ekmekten başka yiyeceği yok, oturup sana dua mı edecek bu da ayrı bi konu zaten..
milyarlarca öyle mi.. yok atın toynağı..
***
Eski bir atasözü der ki "ayakkabısı tertemiz olan adama güvenilmez".. harbiden doğru..
***

13 Ekim 2012 Cumartesi

kısa film | Kafe

Ödüllü kısa film, kafe.. Bir "pilli bebek" parçası olan gündüz yüzlü kız eşliğinde.. Ben çok beğendim hafız.. Ağlamamak için zor tuttum kendimi.. Yok la, o kadar da değil tabi..
Denemeden bilemeyiz, deneyip yanılınca da hevesimiz kaçar ya da bir iki kere reddedilen insan yeniden denediğinde yeniden reddedileceğini sanarak denemek bile istemez.. Hiç kolay değildir sürekli deneyip yanılmak, istenmediğini düşünmeye başlarsın bir süre sonra.. Bazen oluruna bırakmak gereksede denemeden bilemeyiz ki yanılıp yanılmayacağımızı.. Neyse evlat yaptığımı değil dediğimi yap.. filmi izle bakalım güzelmiymiş..


-Cannes Film Festival Ankara Cinema Association Short Turkey Stand 2010
-Berlin Film Festival Ankara Cinema Association Short Turkey Stand 2011
-America Romance In a can Film Festival European Selection 2010
-Izmir Symrana Film Festival Finalist 2010
-Elazig Film Festival Finalist 2010
-Italy Visionaria Film Festival Impressions 2010
-Bosna Hersek Sarajevo Film Festival Impressions 2010
-Adana Golden Boll Film Festival Short Turk Selection 2010
-Izmir Datca Film Festival Impressions 2010
-America Boston Turkish Film Festival Finalist 2010
-Istanbul Young Festival Impressions 2010
-Konya Kisaca Film Festival Impressions 2011
...

12 Ekim 2012 Cuma

bir dizi yazı - 72

sev beni sev beni sev, uzaklardan, öp beni öp beni öp, yaklaşmadan..
***
bu giriş biraz garip oldu ama olur öyle arada.. Merhaba sayın seyirciler..
***
üç beş oniki gün önce aşti' de bir teyze yürüyen merdivenlerin başında bir süre bekledikten sonra bir türlü cesaret edip adımını atamadı.. Bekledi bekledi geri döndü.. Yürüyen merdiven fobisi varsa demek.. Hem üzüldüm hem de güldüm kadına.. teknoloji desen o da değil ki taa doksanlardan beri var bu merdivenlerden..
***
orijinal tivite giden yol bu linkte
böyle birşey olmuş vakti zamanında.. sezyum reyiz paylaştı da haberimiz oldu.. Adam ne için yazmış bilmiyorum ama "insan gerçekten hayret ediyor" harbiden doğru.. insan gerçekten acıkıyor.. insan gerçekten uyuyabiliyor..insan gerçekten sevebiliyor ya da insan gerçekten götünden birşey çıkarıyo en garibi de bu, lakin bunlar hayatın gerçekleri..
***

tremolo - 03 | Dengesiz Herifler

Ankara'nın bağrından çıkmış bir Ska / Punk Rock birazda alternatif rock grubudur.. Kendileri hakkında şunları söylerler: “Kollarımız bacaklarımız kopana kadar müzik yapmak, köpek gibi çalmak, sonra da sağlıklı beslenmek istiyoruz. Daha çok taze meyveler.” 2003 yılında "Adam Ol" 2005' de "laayığın budur" isimli demo albümlerini ortaya çıkarmışlar.. "hergün içeceğim" isimli şarkı oldukça eski bir şarkı aslında, 2005 yılında bu şarkıyla nokia supersound müzik yarışmasında ilk ona kalmışlar..


Grubun günümüzdeki üyeleri | gitar-vokal --> Doğa Çağ Ürünay | bas --> Mustafa Yüksel | gitar --> Emre Alptekin | davul --> Eren Alkan

8 Ekim 2012 Pazartesi

bir dizi yazı - 71

Merhaba yıllardır gözünden yaş akıtmamış, tüm dertlerini kendine saklayan dostum.. İstersen gel, ben seni dinlerim ama içkiler senden, malumunuz son zamanlarda benzine çok zam geldi..
***
"Orhan Gencebay ile Bir Ömür albümleri hakkındaki kişisel fikirlerim" başlığı altında bişeyler gevelemek istiyorum müsade edersen..
***
100 puan artı cüri özel puanlarıyla en birinci Duman oldu elbette.. Fakat ben öyle kafadan puan vermem hafız.. Bütün şarkıları dinledim oturup tek seferde 32 tane Orhan Gencebay şarkısı dinledim la kolay değil.. Bu gece ruhumu arındırmayı düşünüyorum, uyurken kulaklığı takıp Fazıl Say dinleyerek bunu yapabilirim bence.. Neyse hepsini dinledim ben, hem de yasal yollardan dinledim bak bu çok önemli.. Bazıları tahmin edersiniz ki standart bildiğimiz pop ritminin üstüne söylenmiş şarkılar, tabi şarkı iyi olduğu için olmuş yani kötü değil.. Normal pop dinleyen bunu da çok rahat dinler.. Hiç oturup Orhan Gencebay dinlemediğim halde şarkıların çoğunu ezbere biliyor olmam da garip tabi..
***
Emre Aydın "bir teselli ver" demiş lakin şarkının düzenlemesi bence hiç iyi olmamış, çok daha güzel olabilirdi.. Manga da fena değil.. oturup dinlemem ama beş altı ay sonra açar dinlerim belki.. Hande Yener "Kaderimin oyunu" nu söylemiş fena değil ama tempo biraz hızlı geldi bana.. Kutsi iyi.. Mustafa Sandal'ı beğenmedim, Mustafa Ceceli her zamanki gibi.. Nilüfer'i ara ara dinlerim, güzel olmuş.. Topluca söylenen Batsın bu dünya çok iyi olmuş.. Gönül'den sonraki en iyi parça bence..
***

5 Ekim 2012 Cuma

bir dizi hikaye - 08 (MG03)

Murat'ın Günlüğü | bölüm 3


26 Ağustos 2011

Ezgi, bugün çok güzel birşey oldu.. Bakkal Mesut'a gittiğimde O'da oradaydı.. Parfümü çok güzeldi.. Tanıştım, adı "Buket"

27 Ağustos 2011

Buket bugün koşmadı.. Bende kahve içmedim.. Bora aradı, kızı benim eve getirmek istiyormuş.. Getir dedim..

28 Ağustos 2011

Mataraya biraz viski koyup dışarı çıktım, sokaklarda dolaştım, yoruldum.. Büroya uğradım, çizdiklerimde herhangi bir sorun yokmuş, paramı aldım.. Beni, Buket'in evine doğru götürdü ayaklarım, yoldaki çiçekçiden bir tane beyaz gül alıp, Buket'in evinin karşısındaki parkta oturup bekledim.. Buket, lacivert bir BMW 5 serisinden indi.. Biraz sonra çiçeği posta kutusuna bırakıp eve döndüm..

29 Ağustos 2011

Filmlerde hep olur ya, hoşlandığı hatunun yanında bir adam gören esas oğlan, onları sevgili zanneder.. Üzülür filan.. Ben öyle bir insan mıyım, aşk olsun.. Arkadaşı ya da kuzeni filandır.. Bugün posta kutusuna bir gül daha bıraktım..

3 Ekim 2012 Çarşamba

bir dizi yazı - 70

ŞşşŞ.. dans edek mi gız?
***
yetmiş oldu la, ne yazdıysam o kadar.. yüz olursa ben de bi hediye çekilişi filam yapayım bari.. kazanana küçük hobby çukulata gönderirim..
***
Yeni zamlar hakkında Bünyamin'in açıklamaları: "ne istiyor bu adamlar bizden, sidikle çalışan araba, bokla ısınan ev mi icat etmemizi istiyorlar anlamadım ki.. Hepimiz kaplumbağa mı olalım istiyorlar, kafamızı sokacak kadar kabuğumuz olsun, parayı pulu hep onlara bırakalım mı istiyorlar bilemedim ki.. (Not: Bünyamin is my girl)
***
İçinde mavi ışıklar yanan dolmuşlara biniyoruz.. birkaç gün önce bindim hatta.. garip bir duygu..
***
#benceyalnizlik rahat rahat yellenip, bol bol burun karıştırabilmektir..
***
Bazen aksilik ama en çok tembellik, beni bu adam olmaya iteledi sanıyorum.. Harbiden doğru..
***
Oops! Seksi olduğunuz kadar atarlısınızda..  Ya o değil de gri eşofman altı, kadınları hakikaten seksi gösteriyor.. Üstüne de beyaz askılı, saçlar da dağınık toplanmış.. yeme de yanında yat..
***

1 Ekim 2012 Pazartesi

bir dizi hikaye - 07 (MG02)

Muratın günlüğü | bölüm 2


13 Ağustos 2011

Kahve, koşu yapan güzel kız, nasıl yapılmış belgeseli, kahve, araba kentinin arabaları belgeseli, kahve, kaşarlı tost, bira..

14 Ağustos 2011

Dünün aynısı :(

21 Ağustos 2011

Merhaba Ezgi.. Seni unuttum sanma sakın sadece yazacak birşeyim yok, hep aynı bok.. Kuzenim Bora aradı yarın buraya gelecekmiş.. gelsin bakalım, Borayı severim..

22 Ağustos 2011

Bora geldi, internetten bir kızla tanışmış.. Yarın onunla buluşmaya gidecekmiş, kız yanında bir arkadaşıyla beraber gelecekmiş buluşmaya.. Bora da "gel beraber gidelim, arkadaşıyla da sen tanışırsın" dedi.. "bakarız" dedim..

30 Eylül 2012 Pazar

tremolo - 02 | Meli

Kim olduğunu öğrenmeye çalıştığım ikinci insan "Meli Türkyılmaz" biz ona kısaca Meli diyeceğiz elbette.. Kendi biyografisini çok güzel yazıp çizmiş onun için internet sitesine direkt link veriyorum.. buradan okuyabilirsin.. İsmi Meli olan yeni ve basılı bir albümü var.. Albümdeki şarkıların hepsinin söz ve müziği Meli'ye ait..

Beyaz show'a konuk olmuş zamanında, ben fazla televizyon seyretmiyorum görmedim ama "yalan dünya" da "akide şekeri" ni söylerken görmüştüm kendisini.. Yalan Dünya'nın o bölümünden bir süre önce dinlemiştim ilk defa ve sesini çok beğenmiştim.. Albümdeki en sevdiğim şarkı "Aldandım"..

29 Eylül 2012 Cumartesi

bir dizi hikaye - 06 (MG01)

Murat'ın günlüğü | bölüm 1


4 Ağustos 2011

Dün parktaki bir bankta buldum bu defteri.. İlk sayfasında "Ezgi'nin Günlüğü" yazıyordu.. Bir saat on iki dakika bekledim, belki sahibi gelip alır diye.. Kimse gelmedi.. Defteri açtığımda sadece bir sayfasının en üstüne dünün tarihi hemen altında da "sevgili gü" yazıyordu.. Bugün de benim doğum günüm ve bu defteri bir armağan olarak kabul ediyorum.. Teşekkür ederim "Ezgi"

5 Ağustos 2011

Merhaba günlük, ben sana hep günlük mü diyeceğim.. yo hayır senin bir adın olmalı.. Ezgi olsun senin adın.. Yalnızlık bazen bir hastalık gibidir Ezgiciğim.. Dün benim doğum günümdü söylemiştim sana, Lakin çok bulaşıcı bir hastalışım varmış ve karantinadaymışım gibi hiç arayıp soranım olmadı.. Sadece borçlu olduğum iki banka ve eski forum sitelerinden gelen otomatik e-postalar var önümde..Üzgünüm Ezgi, ama iyi ki seni buldum..

6 Ağustos 2011

Bu sabah iki bardak kahve içtim.. Salonda otururken banyodan bir tıkırtı geldi ama gidip bakmadım.. Bakkala giderken top oynayan çocukların topu bana doğru geldi "ağbi vur vur, bana at ağbi, ağbi bana bana, burdayım ağbi bana gönder" diye bağrışan beş altı velet, ayağımın hızına ve yönüne göre pozisyon aldılar.. Çok sert vuramadım, bi de top arabanın altına kaçtı.. Çocuklar bana küfrettiler..

26 Eylül 2012 Çarşamba

tremolo - 01 | Buket Doran

Müzikle ilgili bir takım bilgileri beynime sokmaya çalışırken yaptığım araştırmaları burada düzenli bir yazı dizisi  olarak yayınlamaya karar verdim, fazla detaya girmeden bilinmesi gerekenleri kısaca yazacağım..

Araştırmamın ilk konuğu Buket Doran oldu, elimdeki listeden rastgele seçtiğim bir isim.. Evet uzun bir isim listesi hazırladım.. Gitaristler, gruplar, basçılar, davulcular en iyileri bilmek tanımak için, aslında kendim için ama zaman ayırıp okumak isteyecek her birey için.. iyi bir başlangıç noktası olmasını umarak kurdeleyi kesiyorum..

Yazının sonunda kaynaklar kısmı var, sonuçta ben de internetten okuyorum içinde yanlış bilgiler olduğunu sanmıyorum ama olabilir de.. ama yoktur bence.. son bir not olarak birçok bilgiyi ben de yeni öğrendiğim için mışlı geçmiş zaman kullanarak yazdım herbişeyi.. Ayrıca yazım ve imla kurallarına uyumlu bir yazı olmadığının farkındayım.. sevgiler..
http://cadrage.deviantart.com/art/Buket-Doran-81994186
Fotoğraf: cadrage.deviantart.com

Ne, Nasıl, Ne zaman, Neden, Nerede?

1974 Yılında İstanbul'da doğmuş.. Sonrasında Boğaziçi Üniversitesinde işletme  okurken sırtında gitarı olan Emine'yi görmüş, tanışmışlar filan falan.. Hemen sonra Kutsal'la tanışıp Boğaziçi'nde Ain't Blonde isimli kız grubunu kurmuşlar.. Kutsal, Şebnem Ferah ile arkadaşmış.. Zamanla Volvox'ta çalmaya başlamışlar..

Bir röportajda "çalmayı nasıl öğrendiniz" sorusuna "Bas çalan arkadaşlarım vardı, onlara sorarak öğrendim ama en çok evde oturup çalarak öğreniyorsunuz" diye cevap vermiş.. Yani bol tekrar ve prova ve istek..

23 Eylül 2012 Pazar

bir dizi yazi - 69

merhaba sevgili..
***
dinde zorlama yok değil mi? -peki..
***
Bir varmış bir yokmuş, küçük Ali pazarda annesinin elini bırakınca kaybolmuş.. Sonra kendi ekseni etrafında birkaç tur dönüp ağlamalık kıvama gelmiş, o sırada oradan geçen çakal, Ali'yi patates tezgahının altına sürükleyip yemiş..
***
Behzat Ç. yi artık tvden izlemem ağbi.. bir kelime olarak 'bira' biplenir mi la.. starın sitesinde mis gibi sansürsüz yayınlayacaklarmış artık, rtük ün canı cehenneme, lanet olası rtük..
***
Harun ile Eda ayrı yattılar, bira şişeleri sansürlendi, bira kelimesi biplendi, çünkü alkol çok kötü bişey.. amma silahlar, ölümler çok doğal, normal şeyler.. Silah bizim kaderimizde var, ölmek nasip kısmet işi.. Silah kullanmayı, insan öldürmeyi herkes öğrensin illaki lazım olur.. Alkol öylemi alkol en fena en kötü şey.. sudan başka bişey içmeyin emi..

19 Eylül 2012 Çarşamba

bir dizi yazı - 68

Merhaba, metroda boş yer olsa bile ayakta duran insan.. merhaba, bisiklet sürerken paçası yağlanan insan.. Merhaba, ay dede, merhaba şirine ve merhaba sevgili dostum Johnny Bravo..
***
burada çok duygusal bi cümle yazıyomuş gibi düşün.. ben denedim yazamadım çünkü..
***
hem bilgisayarlarda hemide smslerde bolca kullandığımız burunlu gülen surat ":-)" ilk defa 30 yıl önce kullanılmış.. onun ve kardeşlerinin " :)  *  :p  *  :(  *  :/  *  :D  *  :)) " doğum günü kutlu ola..
***
Bazı polisler sırf insan dövüp ceza almamak için polis olmuş sanki.. Mesela Ankara da 19 yaşındaki genç üniversiteli kadının başına şöyle bir olay gelmiş..
***
Son Dakika: Zorla okula gönderilen 5 yaşındaki Ali sınıfın ortasına sıçtı.. Amacı eğitim sistemini protesto etmekmiydi yoksa ÇOCUK olduğu için bilemedi mi araştırılıyor..
***

13 Eylül 2012 Perşembe

hiiiç!


Ön bilgi: Sayın birey, bu yazıyı uykusuz (sayı: 262) dergisinde Deniz Ensari'nin çizdiği "şizofren deniz+ler" köşesinden (yukarıda fotoğrafı bulunan bölüm) yola çıkılarak yazmış bulunmaktayım.. Kendimi tanısam "aha da bu benim lan" derdim.. Yani aşırı gerçek.. Yalnız blog formatının dışında kişisel bir yazı oldu, okumak istemeyebilirsin, seni anlarım..

"En basit sorulara bile cevap vermek benim için zor"
"Çocukken 'ne haber' diye soranlara 'hiç' diye cevap verirdim"
"Önce vereceğim cevabın sonuçlarını düşünürüm"
"Sonra olası problemlere olası çözümler üretmeye başlarım"
"Ürettiğim çözümlerden doğabilecek başka sorunlarla boğuşurum sonra"

Başkalarına göre kolay olan aslında hep en zor olandı benim için.. Mesela 'naber?'.. Cevaplaması en zor sorulardan biriydi çocukken, "hiiç" veya "iyi" diye cevaplar verirdim.. Bazen hiç cevap vermezdim.. Büyüdük de sanki n'oldu, yine "iyidir" diye cevap veriyorum.. Normal şartlar altında arkasına "senden naber" kelimelerini eklemek gerekiyor galiba ama ben hiçbir zaman yapamadım bunu.. Sormak istiyor muyum o da tartışılır..Çünkü naber diyemiyorum.. "nasılsın" demeyi biliyorum ben..

bir dizi yazı - 67 + mim

Sokakta yürürken "takip mi ediliyorum lan" hissine kapılanlar nokta kom..
***
sene bin dokuz yüz doksan sekiz.. bi gün hiç unutmam bilgisayda 'dave' oynuyorum, ne gada mutluyum, ne gada eğleniyorum anlatamam..
***
bi ara hep "nokta kom" lu konuşmalar oluyordu.. komikmiş gibi arkasından da gülme efekti..
***
Her seferinde, "sakallarımı bir daha asla kesmiycem" deyip, senede bir kere düzenli kesmemin bilimsel bir açıklaması olmalı..
***
biraz acımasız olabilir ama tecavüzcüler kazığa oturtulsun bence..
***
altı, sekiz, onbir sene önce sohbet odalarında az mı dolandım.. evet az dolandım.. Yine de bişeyler öğrenmiştim, mesela her bi boku kısaltarak yazmak o zamanlar başlamıştı..
-slm nbr?
-ii senden?
-iii
-nerden?
-ist sen
-ank
-iş okul?
-yön. asistanıyım
-aa ne gzl
-filan falan..
***

7 Eylül 2012 Cuma

bir dizi yazı - 66

Olurda üstümüzden bir kuş geçerse kanadından bir tüy değil götünden cıvık bok düşer, güdümlü füze gibi iner yeni yıkanmış sabun kokulu saçlarımıza..
***
yüksek sadakat ile alakalı bir giriş yapınca aklıma geldi eski vokal Cemil Demirbakan ağbimizin gruptan ayrıldığını öğrenince olmaz olsun sizin sadakatiniz dedim kendi kendime.. Nitekim "döneceksin diye söz ver" gibi bir şarkı yapan grubun şu anda "kızlar bizi dinlerler" diye şarkı yapması ve yeni kel vokali ve popa yakın şarkıları ve yeni kel vokalin sesi (yeni dediğime de bakma kaç yıl oldu) ve yapılan sadakatsizlik birçok insanı üzmüştür sanıyorum, beni çok üzdü mesela.. Yine güzel şarkılar da var albümde lakin ki ses öyle değildir.. he şu adam şu şekil söyler, şu adam şu şekil, şu şekil.. onu da beğenenler var tabi.. olacaktır elbet.. eyyorlamam bu kadar..
***
Yeni keşfettiğim bir dergi var sayın insan.. Adı "kalemsiz dergi" bu ay tasarımda da yenilikler yapıp oldukça iyi bir iş çıkarmışlar.. Güzel bir okumalık tavsiye ederler.. genç bir kadrosu var ve bir yılını doldurmuş bir e-dergi, tecrübeli sayılırlar yani.. Ücretsiz olduğunu da belirtmeme gerek varsa belkide..
***
Bembeyaz giyinmiş adamlar var, amaçlarını merak ettiğim.. Beyaz gömlek altına beyaz pantolon altına beyaz konvers kombiniynen (kombin dedim ya la, olum o moda bloguna hiç bakmayacaktın..) neyse.. Bu kadar beyaz bir adama ön yargılı yaklaşırım ben.. beyaz pantolon neymiş ki acaba..
***
Dünya sağlık örgütünün 34 ülkede yaptığı bir araştırma neticesine göre, en mutsuz ve sinirli gençlerin Türkiye de olduklarına karar verilmiş.. Mutlu olmak için bir nedenimiz yok ki birader.. herkes birbirine ya hava atmaya çalışıyor ya da birbirinden nefret ediyor..
***
enee Melis Danişmend' in blogu varmış ya la..
***

3 Eylül 2012 Pazartesi

kırmızı başlıklı gız

Biraz önce egoistokur'da gördüm.. kırmızı başlıklı kız masalınının grafiksel değişik bir animasyonunu yapmışlar.. Tomas Nilsson isimli insanın okul ödeviymiş galiba, bi de Röyksopp - Remind me şarkısının klibinden esinlenilerek hazırlanmış..
iyi seyirler..

bir dizi yazı - 65

Denize girip kelleyi ıslatmayanlar, tuvalete çıplak girenler, tüm bıyıklı teyzeler, basuru olan amcalar, kelebekten tırsanlar, kobraya kafa tutanlar, çimlere basanlar, çimlerde yatanlar, çimlere oturanlar, çimlerde seks yapanlar, hepinize merhaba..
***
Sana da merhaba pinokyo..
***
Devamlı insanlara saldıran, gıdıklayan, çarpacakmış gibi gelip kulağınızın dibinden vızıldayarak uçup giden, bazen müsait bir yere konup ellerini ovuşturarak yeni planlar yapan küçük ve sevimsiz yaratıklara kara sinek mi denir? her neyse, işte o sineklerden intikam almak için evinin duvarına kocaman bi ayna asabilirsin mesela..
***
Çocuğum olsaydı okula göndermezdim..
***
Evim şahane isimli bir program var kanald de.. birilerinin evlerini yeniliyorlar filan işte.. Fakat evleri yenilenen şanslı insanlar evi teslim alırken kavgada söylenmeyecek laflar söylüyorlar ya onu anlamış değilim.. "Bu kadarını beklemiyordum" ne demek mesela.. bu adamları kahveden toplamadılar herılt.. elbette işlerini düzgün yaptılarsa ve gördüğümüz kadarıyla yapıyorlar, o zaman onlara "harikasınız, elinize kolunuza, karaciğerinize sağlık, alın size baklava açtım, çok teşekkür ederim tanrı sizi korusun" gibi cümleler söylemek gerekiyor bence.. bu kadarını beklemiyordun da ne bekliyordun la acaba.. ya ne olacağdı..
***
koca popolu kim kardeş, sevgilisinin tasarladığı elbiselerin içine sığabilmek için poposunu küçülttürmeye çalışıyormuş..bu da bize şu atasözünü anımsatıyor.. seven insan gerekirse götünü feda eder..
***

28 Ağustos 2012 Salı

bir dizi hikaye - 05 (mavi)

"Mavi"nin diğer bölümleri..
bölüm 1: Karşılaşma
bölüm 2: Yol
bölüm 3: Tanışma
bölüm 4: Hata


--Mavi

Bölüm 4: Hata

        Yarı karanlık bir odada, tıpkı filmlerdeki gibi kemerli bir ameliyat masasında uyandığımda, tüm bunların tuzak olduğunu anladım.. Yine bir kadına kapılıp hayatımın en büyük hatasını yaptım.. Peki şimdi ne olacak, elinde daire testereyle içeri girip penisimi mi kesecek veya damarlarıma hızlı kuruyan alçı mı enjekte edecek.. Ne olursa olsun acı çekeceğim belli.. Artık, sonumun geldiği belli..

        Tavana yakın pencerenin önünden birisi geçiyor, kendimi her ihtimale hazırlamaya çalışıyorum, işkence, ölüm, şaka.. Kapının kilidi dönüyor ve oda biraz daha aydınlanıyor.. İçeri sızan parfüm kokusundan, gelenin bir kadın olduğunu anlıyorum.. Hatta dün gece seviştiğim kadın.. Doğum günümün ilk saatlerinde aldığım en güzel hediyenin sürpriz sonu.. Bakımlı bir seri katil.. Bu kadın dün gece çok seksi bir seks makinesiyken birazdan benim ölümümü seyredecek olan bir karadul oldu..

        Oysa dün gece otelde çok düşünceli ve iyi biriydi.. "Uzun zamandır araba kullanıyorsun, sen hemen duşa gir biraz rahatla, ben de içecek bir şeyler bulayım" dediğinde ona inanmıştım, meğer hepsi şarabıma ilaç koyabilmek içinmiş.. Gözlerimin, hislerimin bu kadar köreldiğine inanamıyorum ve neden ben.. Duştan çıkınca bana kadehi uzatıp kendisi banyoya girdi.. Döndüğünde çıplaktı, göğüsleri sutyensiz de çok güzeldi.. Ağır adımlarla yaklaşıp üstüme çıktı ve tüm hatırladığım bu.. İyi tarafından bakacak olursak ölmeden önceki son istek gibi birşey bu olanlar..

        Kadın yanıma geldi, ellerinde beyaz eldivenler, yüzünde ufak bir maske vardı.. Gözleri parıldadı ve gülümsüyordu.. Masanın üstünden irice bir bıçak alıp hızla kalbime sapladı.. Benim için çok hızlı bir son oldu.. Daha kötüsü de olabilirdi.. Peki arabama ve içindekilere ne olacak..

Son..

24 Ağustos 2012 Cuma

bir dizi yazı - 64

penceremdeki sinekler, kara kedi, minik kurbağa, can dostum yatak merhaba..
***
bazı yanlışlar göz göre göre yapılır ya ve yine de durdurmaya çalışmazsın, bakalım sonunda ne olacak diye beklersin.. sırf meraktan hiç birşey yapmadan öylece durursun.. bazen sadece konuşmuş olmak için konuşursun.. işte öyle..
***
Lambadan bi cin çıkıp üç dileğimi sorsa şunları söylerim.. İyi şans, mükemmel hafıza ve hücre yenilenmesi sağlayan bir formül..
***
Şu, ülkesini deli gibi sevdiğini söyleyip, sahiplenen insanlar birazcık da ülkedeki insanları sevse herşey çok daha iyi olabilir.. Fazla değil la azıcık.. Tutturmuş ülke de ülke, sanki bu ülkede doğmayı kendisi seçti.. insanları, hayvanları, doğayı seveceğsin.. ülkeyi ülke yapan, ülkede yaşayan insanlar değil mi.. o zaman ezbere sevme hiçbir şeyi..
***
İç işleri bakanı bağzı köşe yazarlarını açık açık tehdit edebiliyor mesela.. "ağzına tıkarım o yazıları" bildiğin tehdit cümlesi değil mi sorarım sana.. Sanki siyasi bir parti değil de "don carleone" ve ailesi amk..
***
Biraz değişik şeyler yapınca hemen "bu neyin kafası, ne içtiysen bizede ver" geyiği yok mu.. Issız çöllere düşsün, kimseler bulamasın, unutulsun gitsin istiyorum..
***
Kamil koç'un tvleri cortlamış.. film yok, müzik yok, usb girişi çalışmıyor, görüntü cızırtılı.. Giderken carton netvörk vardı idare ettim ama dönüşte sekiz saat boyunca yolu seyrettim.. Olmaz ki böyle kamillik..
***
Bi uzaktan kumando olsa mesela sihirli sopa hesabı, genelleme yapan tüm beyinleri kapatsam.. en azından stand by'a alsam..
***
Kötü örnek --> Yozgat müftü yardımcısı Nasuf Yaylagül isimli insan, bir cuma vaazı sırasında "bak başbakana eşinin kızının başları örtülü, cumhurbaşkanının eşinin başı örtülü senin karının kızının başı da örtülü olacak.. ayrıca sokakta kadınlarla konuşan ve karısının kızının düğünlerde oynamasına eğlenmesine izin verenler deyyustur" gibi şeyler söylemiş.. detay isteyen buradan buyurabilir.. hepimiz deyyusuz.. beyin hâlâ bedava.. bu olaydan bir sonraki gün beyefendi açıklama yapmış, "sözlerim çarpıtıldı" demiş.. Bir topluluğa konuşurken ağzından çıkana dikkat edeceksin.. bunları bilmen lazım kaç yaşında insansın..
***
Yılların 'batman' i neden kara şövalye oldu ben de senin gibi merak ediyorum ama kimseye soramadım..
***
Blogum Seslendi kampanyasına katılımlar artıyor.. Hepsini dinlemeye çalışıyorum, bazıları masal gibi valla.. bloggerların sesleri de güzelmiş.. Kim gonuşmuş diye merak edip dinlemek isteyen olursa, muhtarlık duyurularına bakabilir..
***
ço değişik fikirlerim yok sayın insan.. amma bu seslendirme olayı beni biraz gaza getirdi.. dinlediğim bağzı radyo programlarının da etkisiyle birlikte (bkz: sevginin gücü vb.), ben de gonuşmaya ve program yapmaya karar verdim.. Fakat tam olarak seslendirme değil de radyo programı gibi bişey.. ne bileyim mesela Cenk ve Erdem gibi, Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk gibi ya da Kaan Sezyum ve Deniz Alnıtemiz gibi ama daha değişik yepyeni bir ikili olalım diye kuzenimi ikna etmeye çalışıyorum şu günlerde.. Yapabilirim olabilir.. Sonrasında iyi mi yapmışız kötü mü.. tartışırız bol bol..
***
teşekkür ederim.. sende selam söyle, haydi görüşürüz.. kendine iyi bak..
***
Müzik - Metric - combat baby - klip

17 Ağustos 2012 Cuma

bir dizi yazı - 63 (+mim)

merhaba sudan çıkmış balık..
***
Köpeğini yürüşüşe çıkarıp kaldırım kenarına sıçmasına izin veren adam, inşallah bir gün ormanlık alanda sıçma mecburiyetine düşersin de deliğine karınca kaçar emi..
***
Depresif Polyanna şahsımı mimlemiş, teşekkür ediyorum.. Aslında mim olayına karışmak istemiyorum ama blogun formatına uydurup birşeyler yazacağım.. Mim kurallarını birazcık çiğneyip, usulsüzlük yapacağım, kimseyi mimlemeyeceğim.. Arzu eden kendini mimlenmiş saysın bence.. Konu da "15 sene sonra.."
***
Gelecek planlaması yapan / yapabilen bir adam değilim.. Bazen plansız olmanın en iyi planı yapmak olduğunu düşünüyorum.. 39-40 yaşlarımda da nasıl bir adam olurum diye düşününce, gönül ister ki 'Okan Bayülgen, Mehmet Turgut, Hayko Cepkin, Ceyhun Yılmaz, Metin Türkcan, Cem Köksal, Volkan Işık, Chuck Palahniuk, Behzat Ç. karışımı saçma sapan bir adam olayım..' Lakin ne olur, nasıl olur, olur mu dersin, olaydı iyiydi..
***
Olası geleceklerden birinde, hiçbir bok yapmayan sefil bir adam olabilirim.. Ortalama bir grup kurup, o bar senin bu bar benim bira parasına müzik yapıyor olabilirim.. Oto temizleme tükkanım olabilir.. Bilgisayar destekli tasarım işinde olabilirim.. evlenmemiş olabilirim.. Hiç istemediğim bir işte mecburen çalışıyor olabilirim.. Çizgi roman yazıp çiziyor olabilirim..
***
Hâlâ gözlük takıyor olabilirim.. Saçlarım dökülmüş olabilir.. Kollarım dövme ile dolmuş olabilir.. Kızım olmuş olabilir.. Zengin olmuş olabilirim.. Tekne almış olabilirim.. Sevdiklerim  yanımda olmayabilir.. Kimseyi aramıyorum diye kimse de beni aramıyor olabilir.. Denizler yükselmiş olabilir.. Uzaylı dostlarım olabilir.. Uçan arabam olabilir.. Ensemde çip olabilir.. Radyo programcısı olmuş olabilirim..
***
Kullanamayacağım kadar çok birikim yapmam.. Yerine göre harcamış olurum ve büyük ihtimalle 2+1 modern bir yapıda oturuyor olabilirim.. Bir takım şehirleri ve eyaletleri gezip görmüş ve fotoğraflamış olabilirim.. Ellerimde çiçekler kapında sırılsıklam olabilirim.. Evimin duvarlarındaki onlarca rafta yüzlerce maket araba olabilir.. Bir kırmızı vosvosum, bir yeşil T2 karavanım, bir Harley motorum, bir de siyah spor arabam olabilir..
***
Aynı gömlekten 20 tane, aynı pantolondan 10 tane, aynı yelekten 5 tane, aynı ayakkabıdan 6 tane, aynı şapkadan 5 tane almış olabilirim.. Her gün aynı giyiniyor olabilirim.. Planör uçuruyor olabilirim.. Patatesi daima sevebilirim.. Bira üretiyor olabilirim.. Amerikan tarzı küçük bir yol kenarı barı işletiyor olabilirim.. Aşçı olabilirim..
***
Takma diş kullanıyor olabilirim.. Ağzımla kuş tutmuş olabilirim.. İtiraf etmiş olabilirim.. Yanılmış olabilirim.. Üzülmüş olabilirim.. Dövülmüş olabilirim.. New York'tan ev almış olabilirim.. Balkonda mangal yapabilirim.. Kılı kırk yarmış olabilirim.. Sevmiş olabilirim.. Seviyorsam gidip konuşmuş olabilirim..
***
mim bitti..
***
Bizim kültürümüzde yoktur diye beni dışlayacak insanın kültürünü bayıra karşı yatırsınlar.. Suyuna da pilav pişirsinler.. diyemedim ya la..
***
Herkes maskelerin ardında, herkes rol yapıyor, herkes bir başkası gibi olmak istiyor, herkes hem farklı olmaya hem de aynı olmaya çabalıyor, herkes birşeyler saklıyor..
***
Elbet bir gün buluşacağız..
***
Müzik - Yeni Türkü - Maskeli balo - Akustikhane

12 Ağustos 2012 Pazar

bir dizi hikaye - 04 (mavi)


"Mavi"nin diğer bölümleri..
bölüm 1: Karşılaşma
bölüm 2: Yol
bölüm 3: Tanışma
bölüm 4: Hata



--Mavi

Bölüm 3: Tanışma

        Tabelasında köy kahvaltısı yazan gözlemecide durduk. İki peynirli iki patatesli gözleme iki de çay söyledim.. Ne iş yaptığımızdan nerede yaşadığımızdan bir de vosvoslardan konuştuk..Küçükken babasının da kırmızı vosvosu varmış, benzinlikte Otis'i görünce babası gelmiş aklına. turizm ve otelcilik okumuş, babası fotoğrafçıymış, üç yıldır Ankara'da yaşıyormuş.. Sonra beni sordu, okulu yarıda bıraktım dedim, grubumuz vardı dağıldık dedim, karım beni terk etti dedim, gözlemeler bitti kalkalım mı dedim.. Hesabı ödedi, kalktık..

        Arabaya binince şimdi ne yapacağını sordum.. "Bilmiyorum" dedi.. Kastamonu'da arkadaşım var bir süre orada kalırım herhalde.." Yola devam ederken, "yarın benim doğum günüm" dedim.. "Yeni yaşıma bir bar taburesi üstünde girmeyi düşünüyorum, istersen bana katılabilirsin." Bunu neden yaptım bilmiyorum, belki kıza aşık oluyorum belki de bir doğum günümü daha yalnız geçirmek istemedim.. Biraz düşündükten sonra "tamam" dedi.. "benim de kafamı dağıtmaya ihtiyacım var.. Neden olmasın.."

        Yaptığım işi, benim gerçekte kim olduğumu bilseydi, aynı şeyleri söyler miydi acaba.. "Balık sever misin" diye soruyorum.. "Bildiğim güzel bir restoran var.." Amasra'ya yaklaşıyoruz.. "İsimlerimizi bilmiyoruz, buna bi son verelim mi" diyorum.. Gülümsüyor ve "ben Aylin" diyor.. "Tanıştığımıza sevindim ben de Ali.." Müziğin sesini biraz daha açıyorum.. Cem Köksal çalıyor, 'Kalbim bomboş'..

Devam edecek..

9 Ağustos 2012 Perşembe

bir dizi yazı - 62

Seni davşanlar kovalasın emi..
***
böyle sinirli gibi giriş yaptım ama sinirli değilim, np..
***
Kocaeli'de ralli varmıştı.. Çevredekiler, gülürtü oluyor diye şikayet etmişler polise.. Polis de bittabi görevini yapmış.. Rallicilere ehliyet ruhsat sormuş.. İnsan beyni böyle işte, bakarsan einstein olur, bakmazsan ıslak ve pis kokulu çorap kadar işe yaramaz olur.. Hadi polise görevini yapıyor diyelim ama bu şikayet edenler bi gün lastik dumanından yollarını göremezlerde foseptiğe düşerler inşalla yareppim amin..
***
Halamın bıyığı olsa amcam olurmuş ya hani.. Peki dayımın memeleri varsa teyzem mi olur.. belkide olabilir..
***
Aşti'de bi amcabey var, "yanında bulunsun, siyah tesbih bir  lira" diye satış yapmaya çalışıyor.. Değişik bi yaklaşım, al yanında bulunsun, su kadar parası var.. Bu arada küçük su 75kuruş olmuş..
***
"Ramazan bitmeden açlıkla ilgili birkaç tivit atayım da millet beni oruçlu sansın" kafasına kaç puan..
***
Ben mesela ağzımla kuş tutamam ama kendi ellerimle kertenkele yakalayıp birilerinin önüne koysam bile beni ipleyen olmaz birader.. "lan olum, nelerle uğraşıyosun, git bi iş bulda çalış" derler.. Kertenkele yakalamak kolaydı sanki..
***
Hep nem yüzünden böyle.. Nem olmasaydı iyiydi de.. Of çok mu sıcak hafız.. Hep nemden böyle.. Nem kötü kalpli üvey anne gibi mi desem, sindirella gibi mi desem öyle bişey işte.. gözü kör olasıca..
***
Sapık haberi.. Özet geçiyorum, İstanbul'da bi adam (kısaca A.Ç.) kadınların orasını burasını gizli gizli videoya kaydederken yakalanmış.. Telefonunda 15bin tane görüntü tespit edilmiş ve adliyeye sevk edilen sapık serbest bırakılmış.. Şimdi bu sayıya mı gülelim, adamın serbest kalmasına mı küfredelim.. ne yapalım a dostlar.. Bu herifin bilgisayarında kim bilir neler vardır bi düşünsene.. Belki de dünyanın en büyük amatör porno arşivcisini serbest bırakmışlar..
***
doğum günüm kutlu olsun.. Çalmayı öğrendiğim ilk şarkıyı kendime armağan ediyorum ozaman.. bir taş attım pencereye tık dedi.. yok lan şaka şaka.. Yarım kalan şarap..
***
Hadi öperler..
***
Müzik - Kreş - Yarım Kalan Şarap - klip

4 Ağustos 2012 Cumartesi

[müzik] Bon Jovi - Never say goodbye

Son birkaç post müziksiz kaldı.. O zaman bu cumartesi gecesinin şarkısı bu olsun.. Tadını çıkararak dinle  :)

Music video by Bon Jovi performing Never Say Goodbye. (C) 1986 The Island Def Jam Music Group

bir dizi hikaye - 03 (mavi)

"Mavi"nin diğer bölümleri..
bölüm 1: Karşılaşma
bölüm 2: Yol
bölüm 3: Tanışma
bölüm 4: Hata


--Mavi

Bölüm 2: Yol

        Gözlerim yoldaki yıpranmış beyaz çizgilerden çok, oturunca iyice kısalan eteğin ardındaki bacakları görmek, sağ elim vites topuzunun üstünden süzülüp diz kapağına oradan da bacağın içlerine doğru sürünmek istiyordu..

        "Anlatmak istersen dinlerim" dedim.. Ayakkabılarını çıkarıp dizlerini karnına çekti.. Gözleri dolmuştu.. "İki yıldır beraberiz ama onu hiç tanıyamamışım.. Hamileyim dedim, babası kim diye sordu.. İnanabiliyor musun? böyle bir aşağılanmaya katlanamazdım herhalde.. Sonrada kavga ettik işte.." Sadece uçkurunu düşünen ve sorumluluktan kaçan erkek modeli.. Belki sıradaki o olabilir..

        Biraz sonra uyudu, müziğin sesini kıstım.. Yolun kenarında durup dışarı çıktım, bir şişe bira açıp Ay'ın yaklaşık dörtte üçü ile aydınlanan ve çok az insanın zaman ayırıp görebileceği o eşsiz manzaranın tadını çıkardım.. Hafif bir rüzgar sızdı gömleğimin içine.. Eski dostlarım geldi aklıma.. Mamutları düşündüm, kaplumbağaları, su yosunlarını, ağaçkakanları.. Hatırlamak istemediğim eski dostları unutmak için ornitorenkleri düşündüm, deniz analarını, ördekleri, bukalemunları, bilhassa kaplumbağaları düşündüm..

        Sabah, yanımızdan geçen bir kamyonun kornasıyla uyandı.. Günaydın dedim ve ekledim, "acıkmışsındır, kahvaltı yapacak bir yer bulalım." Akşamkinden daha iyi görünüyordu, biraz kendine gelmişti en azından.. Uyumak her zaman birşeyler kazandırır..

        Güneşliği açmasını söyledim.. Önceden oraya koyduğum kırmızı gül kucağına düştü, gülümsedi, bir an için herşeyi unutup sadece gülü kokladı.. 

---to be continued---

3 Ağustos 2012 Cuma

Blogum SESlendi

Blog Muhtarlığı çalışıyor aga..
Konusu bloglardaki yazılı gönderilerin sesli kayıtlarını da yapmak olan bir kampanya başlatmışlar ve şöyle anlatmışlar..


Amacı: Okuma olanağı olmayan, öncelikle görme engelliler sonra da yaşlılar, hastalar ve okuma tembelleri için her zaman okuyacak bir gönüllüye ihtiyaç vardır. Çoğu zaman bu gönüllü insanlara ulaşmak da pek kolay olmaz veya onların da zaman sorunları olduğundan arzu edilen kadar okuyama olmayabilir.Bütün bu nedenlerle, bloglarımızın postlarının sesli kayıtlarını blogumuzda yayınlayarak az da olsa okuma sorunu olanların sorunlarını çözmelerine destek vermek.


daha fazla bilgi için --> bloglarmahallesi ya da mahallemizinsakinleri


İnsanlığa faydalı birey olmak için küçük bir adım atıp destek olmanı tavsiye ederim..

Benim yazdıklarım seslendirmeye değer mi bilemedim doğrusu.. Olurda güzel şeyler yazarsam belki sesimi de duyabilirsin sayın insan..

31 Temmuz 2012 Salı

bir dizi yazı - 61

haydi gel içelim..
***
gizli yaptığım işlerde daha başarılı olduğumu fark ettim.. Bu durumda benden gizli dedektif olur mu?
***
25 temmuz tekila günümüymüş neymiş.. tivitırda yine yazan yazana.. yok efendim ramazandaymışız, yok bir ay ertelesek olmazmıymış.. filan falan saçma sapan şeyler.. sanki hergün tekila içiyorlar da şimdi ramazandaymışız diye içemiyorlarmış.. lan sen bırak içmeyi acaba ömründe kaç kere tekila şişesi gördün ki artiz..
***
"Kalbin kadar temiz bu sayfayı bana ayırdığın için çok teşekkür ederim Figen.."
***
Her işte mi bir hayır vardır? Mesela tatil için başka bir kasabaya giden kadına iki kendini bilmez tecavüz etti diyelim.. Bunun neresinde hayır var la.. veya kavga ayırmaya çalışan bir adamın karaciğerine bıçak saplandı diyelim, bunun neresi hayırlı, söyle bana turşu suyu..
"Kendini kandırmak".. doğru olmayabilir ama ilk aklıma gelen..
"yaa adam öldü ama her işte bi hayır vardır hafız", "olmuşla ölmüşe çare yok".. "buna da şükür"..
Peki ya o bıçak sana saplansaydı, ya o kendini bilmezler sana tecavüz etseydi yine de çok şükür mü diyecektin..
***
Şimdi Londra'da olmak varıdı.. Olimpiyat filan bahane tabi..
***
Son zamanlarda gördüğüm belkide en güzel haber "kızınızı kızımıza istiyoruz".. iki genç kadın birbirlerine aşık olmuşlar, kaçmışlar filan.. Ben de kız olsam lezbiyen olurdum panpa..
***
Bisiklet ile seyir halindeyken bazen kaldırıma çıkmak gerekir ve dün yine bir kaldırıma çıktım, dört kişinin rahat bir şekilde yan yana sığabileceği bir kaldırım bu.. biraz ileride yaşlıca bir adam ve bir kadın ağır ağır yürüyorlar, neyse işte yaklaştım ve geçtim onları.. Fakat tam yanlarından geçerken yaşlı adam dedi ki "burası bisiklet yolu mu? bıdıbıdıbıdı......"  hareket halinde olduğum için daha fazlasını duymadım..
Olsun dedim kendi kendime, belki yanlarından geçince korktular, belki hiç bisiklete binmediler, belki yaşadıkları ülkeyi karıştırdılar, belki Amsterdam'dan buraya göç ettiler, belki bisiklet şeytan icadı, belki onlardan hızlıyım diye beni kıskandılar filan.. Olamaz mı, olabilir.. ama biyerlerde bisiklet yolu var da benden saklıyorsanız küserim bak..
***
[kelime öğreniyorum] -Mostra: örnek göstermelik, model..  -Pejmürde: eski püskü, yırtık./Dağınık, perişan..
***
Üstü başı pejmürde bir adam,
Kollarında kirden dövmeler,
kafasında kahverengi bir kep
ve gözleri siyah.. simsiyah..
***
ne söylesemde gideceksin zaten.. üç beş dakika ne fark eder..
***
Kısa film - Mattili Kukku - Fevziye Hazal Yazan - Doğa Rutkay - Sezai Paracıklıoğlu - Kaynak: EkşiSinema - Mübarek (30), hayatındaki insanlara nazar değdiren zavallı bir çocuktur.. Etrafindaki insanların başına gelen olayların kendisinden kaynaklandığını anlayınca kendini yalnızlığa mahkum eder..

30 Temmuz 2012 Pazartesi

bir dizi hikaye - 02 (mavi)

"Mavi"nin diğer bölümleri..
bölüm 1: Karşılaşma
bölüm 2: Yol
bölüm 3: Tanışma
bölüm 4: Hata


--Mavi

Bölüm 1Karşılaşma


        Yolculuğumun üçüncü saatini tamamlamıştım.. Benzin ve yiyecek birşeyler almak için durduğum benzinlikte  lacivert bir Aston Martin'den inen, Demi Lovato ve Aylin Aslım karışımı genç kadını gördüm.. Kapıyı hızla çarpıp açık pencereden içeri doğru "Allah senin belanı versin o.spu çocuğu.. İnşallah kaza yaparsında dünya bir pislikten kurtulur" diye bağırdığını duydum.. Solgun yüzlü, sıska pompacıyla göz göze geldik.. "60 Liralık" dedim ve markete girdim..

        Çubuk kraker alırken genç kadın içeri girdi, hafif makyajlıydı ve bileğinde küçük yıldız dövmeleri vardı.. Kasadaki adama yaklaşıp "Buralardan otobüs filan geçer mi, merkezi bir yere nasıl gidebilirim" diye sordu..Kasadaki şişman adam, hatunun ayakkabı bağcıklarından saçındaki maviliklere kadar süzdü.. "Otobüs geçmez buradan bacım, gelip geçen arabalara otostop yaparsan belki, amma akşama kadar beklersen beraber gidebiliriz" dedi.. Kadın su ve sigara alıp dışarı çıktı.. 

        Marketten çıktığımda, kadın Otis'in sağ ön çamurluğuna yaslanmış telefonla konuşuyordu.. Hiçbir şey yokmuş gibi kapıyı açıp arabaya bindim, elimdeki poşeti arka koltuğa koyduktan sonra çubuk kraker paketlerinden birini açtım, buzluktaki votkadan birkaç yudum aldım ve genç kadın kapıyı açıp "pardon" dedi.. Rimeli biraz akmıştı.. "Rahatsız ediyorum ama ne tarafa gidiyorsunuz.. Acaba şehre kadar sizinle gelebilir miyim, benzin ücretini karşılarım" dedi.. sonra, hem masum hem seksi hem de çaresiz bir ifadeyle gözlerime bakıp "lütfen" dedi..

resim biraz dandik oldu biliyorum..


---to be continued---

23 Temmuz 2012 Pazartesi

bir dizi yazı - 60

bandıra bandıra ye..
***
beni 'gençlik parkı'na götür çarpışan arabalarla çarpışalım..
***
parasız eğitim istiyoruz diye haykırdıkları için hapse atılan öğrenciler var.. Şimdi başbaş çıkıp parasız eğitim yapacağız demiş.. ee o öğrencileri neden içeri tıktınız ozaman..
***
en sevmediğim söz dizilerinden biri de "burası Türkiye"dir.. Adam kafasında olayı bitirmiş.. Mesela 'Halil ağbi böyle böyle olmuş fısfıs fıssfısfıs filan.. -ya Hakancım burası Türkiye alış artık bunlara..' ???
Ne zaman saçma sapan birşey olsa, birisi kafayı uzatıp "eee burası Türkiye" diyor ve ardından pişmiş kelle kıvamında sırıtıyor..Böyle saçma kabullenme mi olur ağbi.. Bu kafayla gidersek bizden bi bok olmaz..
***
Ali Ağaoğlu'nun oğlu, babasından habersiz tekne almış, bunu onaylamayan baba tekneyi parçalatmış.. zengin olmak böyle bişey işte.. Satalım da o parayla araba alırız filan yok.. at gitsin amk.. Aynı zamanda çok saçma bir haber bu.. Kazık kadar adam ister tekne alır ister helikopter alır, isterse dondurmacı kamyonu alır..
Mesela ben şimdi gidip tekne alsam, benim babam "hadi akşam yemeğini teknede yiyelim" der.. Bu insanlar tekneyi parçalıyor bi de çıkıp televizyonda gülerek anlatıyorlar.. çok garip..
***
Herkes On8Tv de işe girmek istiyor ve aslında haklılar.. Çok iyi bir fırsat olabilir bu.. İçimde bi yerlerde 'ulan şu adam dayım filan olsaydı keşke' diyen hücrelerim var.. Lakin Tv kanalında çalışmak kolay olmasa gerek.. Benim de müziknen alakalı bir program fikrim var ama otuz yaşıma kadar kendime saklamayı düşünüyorum.. İzlenme rekorları kıracak, müzik insanları programıma çıkmak için asistanımı uyutmayacak o derece güzel bi program fikrim var..
***
Bi kokoreççi düşün, arabasına doğru yaklaştıkça yoğunlaşan o kokuyu hayal et.. Tam kokoreç arabasının yanından geçerken taze dondurma külahı kokusuyla şoka gir.. Gecenin geri kalanında kokoreççinin, dondurmacı gibi kokmayı nasıl başardığını düşün..
***
Bir atasözü şöyle der.. "Düşmek canını acıtmaz, düştüğün yer canını acıtır."
***
tıklayınca 60 saniye bekleten download sitesi gibiyim.. gösterip elletmiyorum.. evlenmeden olmaz..
***
Kamyon arkası yazıları da yasaklanmış.. Ülkemiz, halkımız için en önemli sorunların başında geliyordu ya onun için yasaklandıysa demek ki.. Aslında Aşık için 'atışmak', rapçi için grafiti neyse, kamyoncu için 'kamyon arkası yazısı' da odur..
***
bir bahar akşamı rastladım size.. üzerinde sevdiğim mavi elbisen..
***
Müzik - Jack White - Freedom At 21 - klip

14 Temmuz 2012 Cumartesi

bir dizi yazı - 59

yat yere! yat yat yat yat yat..
***
Milliyette gördüğüm bir habere göre.. NewYork' ta bir hatun, yalnız uyuyan insanları düşünüp sarılma hizmeti başlatmış.. 60 papel karşılığında uyurken size sarılıp tatlı rüyalar görmenizi sağlıyormuş..
***
muhteşem yüzyıl ile ilgili haberler hep muhteşemle başlıyor.. muhteşem sürpriz, muhteşem yemek, muhteşem buluşma, muhteşem transfer, muhteşem göğüsler filan falan.. tamam, belki muhteşem göğüsler diye başlık yoktur ama olabilir de..
***
ne kada da tatlı bi okada farklı.. yakalayamayabilirsen üzülme sen..
***
Zaytung 2009 2011 yılları arasındaki öne çıkan bağzı haberleri kitap haline getirmiş..
***
"güven bana" diyen bi adama ne kadar güvenirsin?
***
Müyap, yutuba eklediği videoların başlıklarında şarkıcıların isimlerini parantez içine yazıyor, sence de saçma değil mi?
***
Bu memelerden hangisi daha büyük? Ketçap ve mayonezsiz patates kızartması olur mu? Dondurma külahı nasıl bu kadar güzel kokar?  Babam böyle küfretmeyi nerden öğrendi?
***
Angara için çıgın proje.. Kızılaydaki tüm binaların tepelerine dantelli örtüler yapılsın.. Geleneklerimize sahip çıkalım.. O değilde birkaç gün önce dolmuşa binmek zorunda kaldım (normal şartlarda birisi toplu taşıma deyince bile oradan uzaklaşırım) her yerde dantel vardı la.. Bildiğin dantelli örtüler asmış adam dolmuşun herbir köşesine.. Gördüklerim dimağımı hırpaladı ama adam annesini özlediyse demek ki..
***
bundan yıllar önce, kısa pantolonla sokaklarda oynadığım zamanlardan birinde "üzüm ve karpuzun çekirdeklerini yeme, pipin tıkanır" diye korkutmuşlardı beni.. Ben de salak bir çocuk olduğumdan ötürü yıllarca inandım bu saçma olaya..
***
Hilal Cebeci yeni video çekmiş lakin kendisinden bir istirhamım olacak.. Lütfen o telefonu sabit bir yere koyup karşısında oyna.. elinde oraya buraya sallayınca görüntü kötü oluyor balım..
***
Yarın gece birisi camına taş atarsa hemen polisi ara çünkü o ben değilim..
***
şapkasız dışarı çıkmasan iyi olur.. görüşürüz..
***
Müzik - Melanie Fiona - it kills me - klip

8 Temmuz 2012 Pazar

bir dizi yazı - 58

orası rezerve sizi şöyle alalım..
***
--Bir alıntı--"Ben ihtiyaç duyulmak istiyorum. Benim birisinin hayatında vazgeçilmez olmaya ihtiyacım var. Bütün boş vaktimi, egomu ve dikkatimi yiyip bitiricek birine ihtiyacım var. Bana bağımlı biri. Karşılıklı bağımlılık. - Tıkanma - Chuck Palahniuk"
***
"yazılarınızı çok beğeniyoruz, hedehödö firması olarak başarılarınızın devamını dileriz" şeklindeki reklamlı yorumlar nereden çıktı ağbi.. içimiz dışımız reklam olmuş zaten.. Not: Prensip olarak bana bir faydası olmayan reklamlı yorumları onaylamıyorum ama eleman lazımsa bi görüşelim.. :)
***
Kocasına arkadaşını tavsiye eden kadına yazık lan.. bir sorunu olduğu belli.. yoksa aklı başında bir kadın başka kadın ister mi ağbi.. bu kadının adını söylemiyorum çünkü popülerleşmesine katkıda bulunmak istemiyorum..
***
Doğru bilinen o kadar çok yanlış var ki, toplasan o yanlışları burdan köye yol olur..
***
Alpay Erdem NTV'de bisikletli porograma başlamış ya la.. "2 Teker 1 Yer"
***
Chuck Palahniuk ağbimizin "Tıkanma"' isimli kitabını okudum.. çok çok iyi kitap, yeni öğrendim filmi de varmış en kısa zamanda izlemek lazım.. sıradaki kitaplar "ölüm pornosu" ve Galip Tekin'den "tuhaf öyküler 3"
***
Uzaya çıkmak çok para diyollar ama anlamadığım birşey var, şimdi uzaya çıkmak söz konusu olunca yani başka bir gezegene gitmek, en kötü ihtimalle Ay'a gidip bir iki saat piknik yapmak söz konusu olduğu zaman paranın ne önemi var.. uzaya gitmenin parayla ne alakası var lan.. Bir insanın Manhattan'a gitmesi gibi bişey değil ki bu.. Tüm insanlık için, hepimiz için.. Demek ki birileri parayı bahane edip uzaydaki diğer yaşam formlarıyla tanışmamızı engelliyor olabilir..
***
İnsanlar sık sık hata yaparlar ve olan olmuştur artık.. Olmayaydı iyiydi..
***
hoşçakal..
***
Müzik - Deli Gömleği - Yalnızlığım - klip - twitter - myspace - web -

etiket

3 Hürel açık seçik aşk bandosu adamlar Agnes Obel Ahmet Aslan Ahmet Kaya akustikhane Ali Atay Asu Maralman Audrey Assad Av Mevsimi Aydilge Aylin Aslım Baran Baran Barış Akarsu bedük Behiye Aksoy Beyza Yazgan bilirkişi bloggerlar çalıyor blogum seslendi Bon Jovi Bruno Mars bubituzak Buket Doran bülent ortaçgil büyük ev ablukada Cahit Berkay Can Bonomo Can Gox Can Karadoğan Cem Karaca Cem Kısmet Cemra Kabaş Cenk Yüksel Ceylan Ertem Chasing Pirates chet faker christina perri Chuck Berry cicibebe Clown Coeur de Pirate Çapıt Deli Gömleği deneme Dengesiz Herifler Deniz Tekin depar Derya Göçmen dilemma dip köşe direc-t doğa için çal Doğa Rutkay Dolunay Obruk dört x dört duman e-dergi Editors Efe Kurttekin eksantrik enişte Elif Çağlar ellie gounding Emel Sayın Emeli Sande Emrah Ensemble Erdal Erzincan Erdem Yener Eva Cassidy EverEve Ezginin Günlüğü fanzin film Flairs florence Flört Flyleaf gaye su akyol gecegece Genç Osman Gökçe gökhan kırdar grizu Gülçin Ergül GYPSY hakan vreskala hakkı bulut halil sezai Haluk Levent Happy Pills hardal hariçten gazelciler hayko cepkin her neyse İlhan İrem imagine dragons İrem Candar ismail tunçbilek Jack White Johnny B. Goode josh kumra kaç canım kalmış Kalben karapaks karga bar Kazım Koyuncu KFKO kırmızı başlıklı kız kısa film kıvılcım ural Korhan futacı ve Kara Orkestra KoyuBeyaz kök Kötü Kedi Şerafettin Kramp Kreş Kukla kurban Lana del rey Lenka Levent Candaş Levent Küey Leyla ile Mecnun Leyla the band Lilja Bloom Lisa Hannigan Los Vazquez Sound lynyrd skynyrd mad season major lazer manga Melanie Fiona melek Melek İrdem Meli Meli Türkyılmaz Melis Danişmend Mert Tünay metric mia mini hikaye Mira Miray Kurtuluş model mor ve ötesi Moral multitap Murat Kemaloğlu Murat'ın günlüğü muse Mümin Sarıkaya Nada Nahit Ulvi Akgün Nazan Öncel Nejat Yavaşoğulları Neslihan neşe karaböcek Nev nihaved mucize nirvana Norah Jones nükleer başlıklı kız OK Go Orhan Gencebay oyun istasyonu ozan doğulu Ozan Özdemir Özge Fışkın Özgür Demir Parov Stelar pentagram pilli bebek pinhani Pixie Lott Priscilla Ahn R.E.M. Redd renk körü Replikas rock sınıfı Ruhi Sarı RussianRed Sara Niemietz Sattas Selen Hünerli Selim Işık Sena Şener sesli post Sezai Paracıkloğlu Sezen Aksu Shakira Sıla SOKO solardip son feci bisiklet Su Soley Şebnem Ferah Şevval Sam şiir şirin soysal şizofrengi Taylor Swift Tedx Reset teoman the agonist The Animals the Beatles The Pierces tnk Tolga Futacı Tomas Nilsson Tuğçe Özkara Tunç Topçuoğlu Türkan Şoray volkan konak Yasemin Mori Yaşar Kurt yeah yeah yeahs Yeni Türkü youtube Yüksek Sadakat yüzyüzeyken konuşuruz ZagaBand zakkum Zeynep Zeynep Casalini